İngiltere'de denetimli serbestlik hizmetinin bağımsız denetim kurumu, cezaevinden serbest bırakılan mahkumların yeniden hapse dönme oranının "kriz" seviyesine ulaştığı uyarısında bulundu. Hizmetin ciddi personel eksikliği ve aşırı iş yükü altında olduğu belirtilirken, bu durumun kamu güvenliği için risk oluşturduğu vurgulandı.
Denetimli Serbestlik Hizmetinde Çöküş
İngiltere ve Galler bölgesinde denetimli serbestlik hizmetlerini denetleyen bağımsız kurum, yayınladığı son raporda, hizmetin "ciddi şekilde yetersiz personel" ve "muazzam baskı" altında olduğunu açıkladı. Rapora göre, serbest bırakılan mahkumların takibi ve rehabilitasyonu için ayrılan kaynaklar yetersiz; bu da onların yeniden suç işlemesini engellemekte başarısız oluyor.
Denetim kurumu, özellikle kısa süreli hapis cezaları sonrası serbest bırakılanların denetiminin neredeyse imkansız hale geldiğini belirtiyor. Personel sayısındaki azalma ve iş yükündeki artış nedeniyle, her denetim memuruna düşen dosya sayısı rekor seviyeye ulaşmış durumda. Bu durum, mahkumların topluma kazandırılması için gereken birebir görüşmelerin ve destek hizmetlerinin aksamasına yol açıyor.
İngiltere Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, son dönemde cezaevlerinden tahliye edilenlerin bir yıl içinde yeniden suç işleyerek hapse dönme oranı %45'i aşmış durumda. Bu oran, son on yılın en yüksek seviyesi olarak kaydedildi. Uzmanlar, bunun nedenini denetimli serbestlik sistemindeki erozyona bağlıyor.
Personel Eksikliği ve Artan İş Yükü
Denetimli serbestlik hizmetinde çalışan personel sayısı son beş yılda %20 azaldı. Buna karşın, mahkeme tarafından denetimli serbestlik kararı verilen kişi sayısı aynı dönemde %15 arttı. Bu da mevcut personelin çok daha fazla dosyayla ilgilenmesi anlamına geliyor. Bir denetim memuru, ortalama 80 dosyadan sorumlu; bu sayı ideal olarak 40-50 arasında olmalı.
Raporda, denetim memurlarının iş yükü nedeniyle risk değerlendirmelerini yeterince yapamadığı, yüksek riskli suçluların gözetiminde boşluklar oluştuğu belirtiliyor. Ayrıca, psikolojik destek, iş bulma yardımı ve barınma gibi rehabilitasyon hizmetlerine erişim de kısıtlı. Bu hizmetler olmadan, eski mahkumların topluma uyum sağlaması ve suçtan uzak durması zorlaşıyor.
Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, hükümeti denetimli serbestlik hizmetine acil ek bütçe ve personel alımı yapmaya çağırıyor. Ancak ekonomik kısıtlamalar ve kamu harcamalarındaki kesintiler nedeniyle bu taleplerin karşılanması zor görünüyor.
Kamu Güvenliği ve Toplumsal Maliyet
Denetimli serbestlik sistemindeki aksaklıklar, yalnızca eski mahkumları değil, genel kamu güvenliğini de tehdit ediyor. Yeniden suç işleyen bireylerin sayısındaki artış, cezaevlerindeki aşırı kalabalığı daha da kötüleştiriyor. İngiltere cezaevleri zaten kapasitesinin üzerinde; yeni mahkumlar için yer bulmakta zorlanılıyor. Bu kısır döngü, hem adalet sistemine hem de vergi mükelleflerine milyarlarca sterlinlik ek maliyet yüklüyor.
Uzmanlar, sorunun çözümü için sadece cezaevi reformunun yeterli olmadığını, denetimli serbestlik hizmetinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Etkili bir denetim ve rehabilitasyon sistemi, uzun vadede suç oranlarını düşürerek kamu harcamalarını azaltabilir. Ancak mevcut durum, tam tersi yönde ilerliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki denetimli serbestlik krizi, Türkiye için doğrudan bir dış politika veya ekonomi meselesi olmasa da, ceza adaleti ve kamu güvenliği alanında önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de denetimli serbestlik uygulamaları ve cezaevi kapasitesi tartışma konusu. İngiltere örneği, personel ve kaynak eksikliğinin rehabilitasyonu nasıl çökerttiğini ve yeniden suç işleme oranlarını nasıl artırdığını gösteriyor. Türkiye, kendi adalet sistemi reformlarında bu deneyimden faydalanarak denetimli serbestlik hizmetlerine yeterli yatırım yapmanın önemini kavrayabilir. Ayrıca, küresel ekonomik baskılar altında kamu hizmetlerinde yaşanan erozyonun evrensel bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.