İngiltere, İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'daki yerleşimlerden gelen mallara yasak getirdi. Dışişleri Bakanı Ed Miliband, yasağın İngiltere'nin İsrail politikasında 'kapsamlı bir sıfırlama' anlamına geldiğini belirtti. Karar, uluslararası hukuka aykırı kabul edilen yerleşimlerden yapılan ticareti hedef alıyor.
Yasağın kapsamı ve hukuki dayanağı
İngiltere hükümeti tarafından açıklanan yasak, Batı Şeria'daki İsrailli yerleşim birimlerinde üretilen, işlenen veya paketlenen ürünlerin İngiltere'ye ithalatını yasaklıyor. Karar, Birleşik Krallık'ın uluslararası hukuk çerçevesinde yerleşimleri yasa dışı görmesi ve bu bölgelerden gelen ticari faaliyetlere doğrudan destek vermeme politikasının bir parçası.
Dışişleri Bakanı Ed Miliband, yasağın "İsrail politikasında kapsamlı bir sıfırlama" olduğunu ifade etti. Miliband, bu adımın Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerine karşı tutarlı bir duruş sergilemek ve iki devletli çözüm perspektifini korumak amacıyla atıldığını vurguladı. İngiliz hükümeti, kararın yalnızca yerleşim ürünlerini kapsadığını, İsrail ile genel ticaretin devam edeceğini belirtti.
Yasak kapsamında, menşe yeri Batı Şeria'daki yerleşimler olan tarım ürünleri, kozmetik, tekstil ve benzeri tüketim malları bulunuyor. İngiltere, bu ürünlerin etiketlenmesi ve gümrük denetimi için yeni düzenlemeler getireceğini duyurdu. Uygulamanın ne zaman yürürlüğe gireceğine dair henüz net bir tarih verilmedi, ancak hükümet yetkilileri sürecin hızlandırılacağını bildirdi.
Uluslararası boyut ve tepkiler
İngiltere'nin kararı, Avrupa Birliği'nin 2015 yılında aldığı ve yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılan düzenlemeyi anımsatıyor. Ancak İngiltere'nin attığı adım, doğrudan ithalat yasağı getirmesi bakımından daha ileri bir aşama olarak değerlendiriliyor. ABD yönetimi ise yerleşim ürünlerine yönelik federal düzeyde bir yasak uygulamıyor; bazı eyaletlerde farklı uygulamalar bulunuyor.
İsrail hükümeti, karara sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, yasağın "ayrımcı" ve "uluslararası ticareti siyasallaştıran" bir adım olduğunu savundu. İsrail, İngiltere'ye karşı misilleme olarak bazı diplomatik ve ticari önlemler alabileceği sinyalini verdi. Filistin yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı ve diğer ülkelere benzer adımlar atma çağrısı yaptı.
Uluslararası hukuk uzmanları, yerleşimlerin Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu ve işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara transfer etmesinin yasak olduğunu hatırlatıyor. Bu çerçevede, yerleşimlerden yapılan ticaretin yasaklanması, devletlerin uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirmesi olarak yorumlanıyor.
İngiltere'nin kararı, Avrupa'da benzer adımların önünü açabilir. İrlanda, Belçika ve İspanya gibi ülkelerin de yerleşim ürünlerine yönelik yasakları gündeme getirmesi bekleniyor. Avrupa Birliği düzeyinde ise ortak bir yasak için henüz bir uzlaşı bulunmuyor; ancak kamuoyu baskısı artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. İngiltere'nin yerleşim ürünlerine yasak getirmesi, Ankara'nın pozisyonuna yakın bir adım olarak değerlendirilebilir. Türkiye, benzer yasakların yaygınlaşmasını ve İsrail'e yönelik uluslararası baskının artmasını olumlu karşılayabilir. Öte yandan, bu gelişme Türkiye-İngiltere ticari ilişkilerini doğrudan etkilemez; ancak bölgesel dengelerde Filistin meselesinin yeniden ön plana çıkmasına katkı sağlayabilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer platformlarda bu tür adımları teşvik edebilir.