İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlere ticaret yasağı getirdiğini duyurdu. Yasağın Fransa ve Kanada ile koordineli olarak uygulanacağı belirtildi. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Salı günü yaptığı açıklamada, artık Londra'nın bu tür ürünlerin ticaretine göz yumamayacağını söyledi. Bu adım, İsrail'e yönelik son yaptırımlar zincirinin bir halkası olarak değerlendiriliyor ve Tel Aviv'in uluslararası alanda giderek artan diplomatik izolasyonunu gözler önüne seriyor.
İngiltere'nin hamlesi ve koordinasyon
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Salı günü yaptığı yazılı açıklamada, "Londra artık işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimlerde üretilen malların ticaretine basitçe göz yumamaz" ifadesini kullandı. Miliband, bu kararın Fransa ve Kanada ile eşgüdüm içinde alındığını vurguladı. Üç ülkenin ortak hareket etmesi, Batılı müttefikler arasında İsrail politikalarına yönelik ortak bir duruşun oluştuğuna işaret ediyor. Ticaret yasağı, yerleşimlerde üretilen tarım ürünleri, kozmetik, tekstil ve el sanatları gibi geniş bir ürün yelpazesini kapsayacak.
İngiltere hükümeti, yasağın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2004 tarihli danışma görüşü ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor. İngiltere, bu kararlara atıfta bulunarak, yerleşim ürünlerinin ticaretinin yasadışı yerleşim faaliyetlerine dolaylı destek anlamına geldiğini belirtiyor. Yasağın ne zaman yürürlüğe gireceğine dair kesin bir tarih verilmedi, ancak bakanlık kaynakları önümüzdeki aylarda uygulamanın başlayacağını bildirdi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi kararı "aşırı ve ayrımcı" olarak nitelendirmeye hazırlanıyor. İsrail, daha önce benzer adımlara karşı misilleme tehdidinde bulunmuş ve bazı Avrupa ülkeleriyle ticari ilişkileri gözden geçireceğini açıklamıştı.
Uluslararası bağlam ve diplomatik izolasyon
İngiltere'nin kararı, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından uluslararası alanda artan baskı ortamında geldi. Son aylarda İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkeler Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atmış, birçok ülke İsrail ile diplomatik ilişkilerini askıya almıştı. Fransa ve Kanada'nın da benzer ticaret kısıtlamaları hazırlığında olduğu biliniyor. Bu gelişmeler, İsrail'in en yakın müttefiki olan ABD ile ilişkilerinde de gerilime yol açmış durumda.
Avrupa Birliği, 2022'de yayınladığı bir kılavuzda, üye ülkelerin yerleşim ürünlerini etiketlemesi gerektiğini belirtmişti. Ancak bugüne kadar somut bir ticaret yasağı uygulanmamıştı. İngiltere'nin Brexit sonrası ilk kez bu tür bir yasağı hayata geçirmesi, Avrupa'daki genel eğilimin sertleştiğini gösteriyor. Fransa ve Kanada'nın da katılmasıyla yasağın etkisi daha geniş bir coğrafyada hissedilecek.
İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin yıllık ticaret hacmi 300 milyon dolar civarında. Bu ürünler özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'ya ihraç ediliyor. Yasağın yürürlüğe girmesiyle bu ürünlerin hedef pazarlara erişimi ciddi şekilde kısıtlanacak. İsrail ekonomisi için bu rakam görece küçük olsa da, sembolik ve diplomatik etkisi büyük olacak.
Uluslararası insan hakları örgütleri kararı memnuniyetle karşıladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) sözcüsü, "Bu adım, yerleşimlerin yasadışı olduğunu ve uluslararası toplumun bunu tanıdığını gösteriyor" dedi. Filistin yönetimi de kararı olumlu bulduğunu açıkladı. Ancak İsrail yanlısı gruplar, kararın barış sürecine zarar vereceğini savunuyor.
İngiltere'nin bu adımı, aynı zamanda İşçi Partisi hükümetinin Orta Doğu politikasında bir değişim sinyali olarak yorumlanıyor. Yeni hükümet, göreve geldiğinden bu yana İsrail'e yönelik eleştirel tutumunu artırmıştı. Ed Miliband'ın açıklamaları, Londra'nın Filistin meselesinde daha aktif bir rol alacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanıyan ve Filistin'i destekleyen bir dış politika izliyor. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın attığı bu adım, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği pozisyonu güçlendiriyor. Ankara, benzer yaptırımların yaygınlaşmasını ve İsrail üzerindeki baskının artmasını olumlu karşılayacaktır. Ekonomik açıdan, Türkiye'nin bu ürünlerle doğrudan ticari bağı sınırlı olsa da, diplomatik alanda Filistin davasına verdiği destek nedeniyle uluslararası platformlarda daha güçlü bir söylem geliştirebilir. Ayrıca, Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik tutumundaki değişim, Türkiye'nin bölgesel müttefikleriyle iş birliği olanaklarını artırabilir.