ABD, İngiltere'yi Avrupa Birliği'nin tartışmalı ormansızlaşma karşıtı düzenlemelerini benimsememesi konusunda uyardı ve bu adımın iki ülke arasında yeni bir ticari gerilime yol açabileceğini bildirdi. Washington yönetimi, Londra'nın AB'nin 'orman tahribatı yaratan ürünlerin ithalatını yasaklama' girişimini örnek alması halinde, bunun İngiliz ihracatçıları için ciddi engeller oluşturacağını ve iki ülke arasındaki ticari ilişkileri zedeleyeceğini ifade etti. Konuyla ilgili olarak ABD Ticaret Temsilciliği'nden yapılan açıklamada, 'Bu tür düzenlemelerin ticareti bozucu etkileri olabilir ve mevcut tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir' denildi.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Birliği, geçtiğimiz yıl yürürlüge giren Ormansızlaşma Yönetmeliği (EUDR) ile kahve, kakao, palmiye yağı, soya, sığır eti ve kereste gibi ürünlerin AB pazarına girebilmesi için ormansızlaşmaya yol açmayan alanlardan üretildiğinin kanıtlanmasını zorunlu kılmıştı. Bu düzenleme, özellikle Brezilya, Endonezya ve Malezya gibi üretici ülkelerin sert tepkisine yol açarken, ABD de benzer bir adımın küresel ticareti olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyor. İngiltere ise Brexit sonrası kendi ticaret politikasını belirlerken, çevre standartlarını yükseltme hedefiyle AB düzenlemelerine yakın bir çizgi izlemeyi değerlendiriyor. Ancak Washington, Londra'nın bu yönde bir karar alması halinde, bunun iki ülke arasındaki ticaret anlaşması müzakerelerini olumsuz etkileyebileceğini ima etti.
Uzmanlara göre, İngiltere'nin AB'nin ormansızlaşma karşıtı düzenlemelerini benimsemesi, özellikle ABD ile yapılacak olası bir serbest ticaret anlaşmasının önünde ciddi bir engel teşkil edebilir. Zira ABD'li tarım üreticileri ve tüccarlar, benzer bir düzenlemenin kendi ihracatlarını zorlaştırmasından endişe duyuyor. Öte yandan, İngiliz hükümeti içinde de konuya ilişkin farklı görüşler bulunuyor. Çevreciler, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında bu tür adımların atılmasını savunurken, iş dünyası temsilcileri ise ticaretin aksamaması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu anlaşmazlık, sadece İngiltere-ABD ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel ticarette çevre standartlarının belirlenmesi konusundaki dengeleri de etkileyebilir. AB'nin öncülük ettiği ormansızlaşma karşıtı düzenlemeler, başta Brezilya ve Endonezya olmak üzere birçok gelişmekte olan ülke tarafından 'ticari engel' olarak nitelendiriliyor. Bu ülkeler, düzenlemenin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğunu öne sürüyor. ABD'nin bu konuda İngiltere'yi uyarması, aslında AB'nin liderliğini yaptığı 'yeşil ticaret' politikalarına karşı bir duruş olarak da yorumlanabilir. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadelede ticaretin bir araç olarak kullanılması konusunda AB ile ABD arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. AB, ormanların korunmasını ticaret yoluyla teşvik etmeye çalışırken, ABD daha liberal bir yaklaşım sergiliyor ve gönüllü standartları tercih ediyor.
Küresel ölçekte, ormansızlaşma sorunu iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı açısından kritik bir öneme sahip. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, her yıl yaklaşık 10 milyon hektar orman yok oluyor. Bu durum, karbon emisyonlarının artmasına ve birçok canlı türünün yaşam alanının kaybolmasına neden oluyor. Bu nedenle, ormansızlaşmayı önlemeye yönelik düzenlemeler, çevre örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Ancak bu düzenlemelerin ticaret üzerindeki etkisi, özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemli bir endişe kaynağı. AB'nin EUDR'si, 2024 yılı itibarıyla tam olarak uygulanmaya başlandığında, küresel ticarette önemli değişikliklere yol açması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'nin önemli bir ticaret ortağı olarak, AB'nin ormansızlaşma karşıtı düzenlemelerini yakından takip etmek zorundadır. Özellikle fındık, çay, kereste gibi ürünlerin ihracatında AB pazarına bağımlı olan Türkiye, bu tür düzenlemelerin uyum maliyetini üstlenmek durumunda kalabilir. ABD ile İngiltere arasındaki bu gerilim ise, ticarette çevre standartlarının belirleyiciliğini artırdığını göstermektedir. Türkiye'nin, ihracatını sürdürülebilir kılmak için ormansızlaşmayı önleyici politikaları benimsemesi ve üreticilerini buna hazırlaması stratejik bir zorunluluk haline gelmektedir. Aksi takdirde, hem AB hem de potansiyel olarak İngiltere pazarında rekabet avantajını kaybetme riski bulunmaktadır.