Birleşik Krallık, Avrupa Birliği'nin 1 Temmuz itibarıyla gümrüksüz çelik ithalat kotalarını önemli ölçüde azaltma planına sert bir dille karşı çıkmaya hazırlanıyor. İngiliz yetkililer, söz konusu düzenlemenin İngiliz çelik sanayisini olumsuz etkileyeceğini ve iki taraf arasında yeni bir ticari gerilime yol açacağını belirtiyor. AB Komisyonu'nun önerisi, Brexit sonrası ticaret anlaşmasının ruhuna aykırı olarak değerlendirilirken, Londra yönetimi konuyu Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde de gündeme getirmeyi değerlendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği, 2018 yılında ABD'nin çelik ve alüminyuma getirdiği gümrük vergilerine karşı koruyucu önlem olarak başlattığı çelik ithalat kotaları sistemini revize etmeyi planlıyor. Mevcut düzenlemede, belirli bir miktarın üzerindeki çelik ithalatına %25 ek vergi uygulanırken, kotanın altındaki ithalat gümrüksüz yapılabiliyor. AB'nin yeni teklifine göre, bu gümrüksüz kota miktarı 1 Temmuz'dan itibaren %15 oranında azaltılacak. Bu durum, özellikle Birleşik Krallık gibi AB'ye çelik ihraç eden ülkeleri doğrudan etkileyecek. Brexit sonrası imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) kapsamında İngiltere, belirli bir miktara kadar gümrüksüz çelik ihraç edebiliyor; ancak AB'nin kota indirimi, bu avantajı önemli ölçüde sınırlayacak. İngiltere Çelik Bakanlığı yetkilileri, bu değişikliğin İngiliz çelik üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatacağını ve Sheffield, Port Talbot, Scunthorpe gibi çelik üretim merkezlerinde istihdam kayıplarına yol açabileceğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yaşanan bu gelişme, Brexit sonrası İngiltere-AB ilişkilerinde yeni bir kriz olarak görülüyor. İki taraf arasında daha önce kuzey İrlanda protokolü ve balıkçılık hakları konusunda yaşanan anlaşmazlıklara bir yenisi ekleniyor. AB ise kotanın büyüklüğünü piyasa koşullarına göre ayarladığını ve önlemin geçici olduğunu savunuyor. Ancak İngiltere, bu hamlenin siyasi bir misilleme olduğundan şüpheleniyor. Küresel ölçekte bakıldığında, çelik piyasasında Çin ve Hindistan gibi büyük üreticilerin aşırı kapasitesi fiyatları baskı altında tutuyor. AB'nin korumacı önlemleri, kendi çelik sanayisini korumayı hedeflerken, Çin çeliğinin dampingli fiyatlarla Avrupa pazarına girmesini engellemeye çalışıyor. Bu durum, transatlantik ticaret ilişkilerinde de yeni bir tartışma başlatabilir; zira ABD yönetimi de benzer korumacı politikalar uyguluyor.
Küresel Ticaret Savaşlarına Yansımaları
AB'nin çelik kotalarını düşürme hamlesi, küresel ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesine yol açabilir. DTÖ verilerine göre dünya çelik ticareti 2023'te %5 daralmış durumda ve korumacı önlemler bu daralmayı derinleştiriyor. İngiltere, eğer AB ile bir uzlaşma sağlayamazsa, DTÖ'de AB aleyhine dava açmayı planlıyor. Öte yandan, AB'nin bu hamlesi, Çin ve Rusya gibi diğer büyük çelik üreticilerini de etkiliyor. Çin, AB'ye yaptığı çelik ihracatının önemli bir kısmının kotaya takılacağını belirterek benzer misilleme önlemleri hazırlığında. Uzmanlar, bu gelişmelerin küresel ticaret sisteminde kırılganlığı artıracağını ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyeceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin çelik kotası indirimi, Türkiye'yi de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, AB'ye en büyük çelik ihracatçıları arasında yer alıyor ve Gümrük Birliği anlaşması kapsamında avantajlı konumda. Ancak kotanın daraltılması, Türk çelik üreticilerinin AB pazarındaki rekabet gücünü zayıflatabilir. Türkiye'nin bu gelişmeye karşı diplomatik girişimler başlatması ve AB ile mevcut ticari anlaşmaların güncellenmesi için lobi faaliyeti yürütmesi bekleniyor. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında alternatif pazarların güçlendirilmesi de bir seçenek olarak masada.