İngiltere’nin başkenti Londra’da, aşırı sağcı ideolojilerden etkilendiği belirtilen 14 yaşındaki bir çocuk, güney Londra’da bulunan iki camiye yönelik saldırı planladığı iddiasıyla terör suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. İngiliz polisi, söz konusu çocuğu terörle mücadele yasaları çerçevesinde gözaltına aldıktan sonra resmen suçladı. Olay, Birleşik Krallık’ta artan aşırı sağ faaliyetler ve İslam karşıtı nefret suçları bağlamında endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Londra Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 14 Temmuz’da gözaltına alınan çocuk, 15 Temmuz’da Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Suçlamalar arasında, “Terör eylemi hazırlığı yapmak” ve “aşırı sağcı ideolojiyi benimsemek” yer alıyor. Polis, çocuğun evinde yapılan aramada, saldırı planına ilişkin dijital materyaller ve el yazması notlar bulunduğunu bildirdi. Yetkililer, çocuğun kimliğini açıklamazken, mahkeme sürecinin devam ettiğini ve sanığın tutuklu yargılanacağını duyurdu.
İngiltere’de son yıllarda aşırı sağcı grupların gençler arasında yayılması, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Özellikle sosyal medyada yayılan nefret söylemi ve radikal içerikler, ergenlik çağındaki çocukların bu ideolojilere kapılmasına neden oluyor. 2022 yılında yayımlanan bir rapora göre, terörle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan şüphelilerin yaş ortalaması düşüyor. 2017’den bu yana, terör suçlamasıyla yargılanan 18 yaş altındaki çocuk sayısı üç katına çıktı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Avrupa genelinde artan aşırı sağcı şiddet ve İslam karşıtlığının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İngiltere’de 2019’da Christchurch cami saldırılarının ardından alınan önlemlere rağmen, aşırı sağcı terörizm hala ciddi bir tehdit oluşturuyor. 2021’de Avam Kamarası İçişleri Komitesi, aşırı sağcı terörizmin “büyüyen bir tehdit” olduğunu belirtmiş ve hükümeti daha etkin önlemler almaya çağırmıştı.
Küresel boyutta, bu vaka Avrupa’nın terörle mücadele stratejileri ve radikalleşmeyi önleme çabaları üzerinde tartışmaları alevlendirdi. Özellikle gençlerin internet üzerinden radikalleşmesi, ülkelerin dijital içerik denetimi ve eğitim politikalarını gözden geçirmesine neden oluyor. Fransa, Almanya ve Belçika gibi ülkelerde de benzer vakalar yaşanmış, çocukların aşırı sağcı gruplara katılımı endişe verici boyutlara ulaşmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa’da artan İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığını yakından takip ediyor. Bu olay, Avrupa’daki Müslüman toplulukların hedef alınmasının ne kadar erken yaşlara indiğini gösteriyor. Türkiye, gerek ikili ilişkilerde gerekse uluslararası platformlarda, İslam karşıtlığı ve nefret suçlarına karşı daha etkin mücadele çağrısında bulunuyor. Ayrıca, bu tür olaylar Türkiye’nin AB ve Batı ülkeleriyle ilişkilerinde, özellikle güvenlik ve terörle mücadele iş birliği alanında gündem oluşturabilir. Türk kamuoyu ise Avrupa’da Müslümanlara yönelik tehditlerin artmasından endişe duymakta.