Birleşik Krallık Parlamentosu’nun 80’den fazla üyesi, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki eylemlerine karşı “somut önlemler” alınması çağrısında bulundu. Milletvekilleri ve lordlar tarafından kaleme alınan ortak mektupta, hükümetin uluslararası hukuka uygun hareket etmesi ve İsrail’e yönelik mevcut tutumun ötesine geçmesi gerektiği vurgulandı. Mektupta, Birleşik Krallık’ın İsrail’in işgal altındaki topraklardaki genişlemeci politikalarına ve sivil kayıplara yol açan askeri operasyonlarına karşı daha sert bir duruş sergilemesi istendi. Parlamenterler, özellikle Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesi ve Gazze’deki insani krizin derinleşmesi karşısında İngiltere’nin sessiz kalmaması gerektiğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Mektup, İşçi Partisi, Muhafazakâr Parti, Liberal Demokratlar ve diğer partilerden milletvekilleri ile bağımsız parlamenterler tarafından imzalandı. İmzacılar arasında eski bakanlar ve üst düzey siyasetçiler de bulunuyor. Parlamenterler, Birleşik Krallık’ın İsrail’e uyguladığı yaptırımların yetersiz olduğunu ve ülkenin uluslararası hukuku koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini savunuyor. Mektup, İsrail’in son dönemde Gazze’ye yönelik yoğun hava saldırıları ve Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin artması üzerine kaleme alındı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında Batı Şeria’da 1.000’den fazla Filistinli yerinden edilirken, Gazze’deki can kaybı 40 bini aştı.
Parlamenterler, İngiltere’nin İsrail’e silah satışını durdurması, yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklaması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi soruşturmalarına destek vermesi gibi adımları içeren bir dizi somut önlem talep ediyor. Mektupta ayrıca, Birleşik Krallık’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail aleyhine daha sert kararlar alması gerektiği ifade ediliyor. Bu çağrı, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki BM raporlarının ardından geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiliz parlamenterlerin bu girişimi, uluslararası toplumda İsrail’e yönelik artan baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Son aylarda İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkeler Filistin’i resmen tanırken, Güney Afrika Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine soykırım davası açtı. ABD ise İsrail’e askeri yardımı kesmeyi reddediyor, ancak Başkan Joe Biden yönetimi yerleşimci şiddetine karşı bazı yaptırımlar uyguladı. Birleşik Krallık hükümeti şu ana kadar İsrail’e silah satışını sınırlandırmadı, ancak Dışişleri Bakanı David Lammy, insani yardımların artırılması gerektiğini belirtti. Mektup, İngiliz hükümeti üzerindeki siyasi baskıyı artırarak, İsrail politikasında köklü bir değişime yol açabilir.
Bu gelişme, Avrupa’da Filistin davasına artan desteğin bir yansıması olarak görülüyor. İngiltere’nin İsrail’e yönelik politikasını sertleştirmesi, diğer Avrupa ülkelerini de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir. Özellikle Almanya ve Fransa’nın İsrail’e eleştirel yaklaşımının sınırlı kaldığı bir dönemde, Birleşik Krallık’taki bu sesler bölgesel dengeyi etkileyebilir. Ancak parlamenterlerin taleplerinin hükümet tarafından ne kadar dikkate alınacağı belirsiz; Başbakan Keir Starmer hükümeti, İsrail’le ilişkileri korumak ile insan hakları endişeleri arasında denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor ve İngiliz parlamenterlerin bu çağrısı, Ankara’nın uluslararası alanda yalnız olmadığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e yönelik sert eleştirileriyle öne çıkarken, bu tür girişimler Türkiye’nin Filistin’e yönelik politikasına uluslararası meşruiyet kazandırabilir. Ancak Birleşik Krallık’ın fiili yaptırımlar uygulaması durumunda, Türkiye-İsrail ticari ilişkileri üzerindeki etkisi sınırlı kalacaktır; zira Türkiye, İsrail ile ticareti durdurma kararı almadı. Yine de bu gelişme, Türk dış politikasının İsrail karşıtı söylemini güçlendirebilir ve NATO müttefiki olan iki ülke arasında Filistin konusunda potansiyel bir iş birliği zemini yaratabilir.