İngiltere hükümetine bağlı bir hukuk danışmanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Bürosu'na, Başsavcı Kerim Khan'a yönelik başlatılan disiplin soruşturmasının 'hukuka aykırı' olduğu yönünde resmi bir uyarı gönderdi. Middle East Eye'ın ulaştığı belgelere göre, söz konusu uyarı, Khan'ın görevden uzaklaştırılmasından aylar önce yapıldı.
Gelişmenin Arka Planı
ICC'de, özellikle Gazze'deki savaş suçları soruşturmaları kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri talebinde bulunan Khan, geçtiğimiz yıl cinsel taciz iddialarıyla karşı karşıya kalmıştı. Mahkemenin iç işleyişine dair hassas bir dönemde, Khan'ın bir kadın avukata yönelik uygunsuz davranışlarda bulunduğu öne sürülmüştü.
İngiliz avukat, ICC Bürosu'na gönderdiği yazıda, disiplin sürecinin usul kurallarına uygun yürütülmediğini ve Khan'ın savunma hakkının kısıtlandığını vurguladı. Bu uyarı, ICC'nin tarafsızlığı ve hukuki güvenilirliği üzerinde ciddi soru işaretleri yarattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Khan'ın başsavcılığı döneminde, ICC'nin Filistin dosyasındaki aktif tutumu, İsrail ve ABD yönetimlerini rahatsız etmişti. Özellikle, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturmalar, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açmıştı. Bu nedenle, Khan'a yönelik disiplin sürecinin, aslında mahkemenin Filistin politikalarını etkisizleştirme girişimi olduğu yorumları yapılıyor.
Uzmanlar, İngiliz hükümetinin bu uyarısını, ICC'nin bağımsızlığını koruma çabası olarak değerlendiriyor. Ancak aynı zamanda, Londra'nın Khan'ın görevden alınması halinde mahkemenin itibarının daha fazla zarar göreceğinden endişe ettiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ICC'nin özellikle Gazze'deki savaş suçları soruşturmalarını yakından takip ediyor. Ankara, Filistin davasına verdiği destek ve ICC'nin tarafsızlığına duyduğu güven nedeniyle, Khan'ın başsavcılık görevine devam etmesini arzu ediyor. Bu süreçte yaşanacak bir istikrarsızlık, ICC'nin İsrail aleyhine yürüttüğü soruşturmaları sekteye uğratabilir ve Türkiye'nin bölgesel hedefleriyle çelişebilir. Ayrıca, uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılık açısından, Türkiye'nin ICC'nin bağımsızlığına verdiği önem, bu tür hukuki tartışmaları yakından izlemesini gerektiriyor.