Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) Perşembe günü açıkladığı çeyrek puanlık faiz indirimine rağmen, enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığını ve faiz indirimlerine devam etmek için daha fazla veri beklenmesi gerektiğini bildirdi. IMF Sözcüsü Julie Kozack, Washington'da düzenlenen basın toplantısında, ECB'nin attığı adımı memnuniyetle karşıladıklarını ancak enflasyonun hedefe dönüşünün sağlamlaşması için ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguladı. ECB, Perşembe günü mevduat faizini yüzde 3,75'ten yüzde 3,50'ye çekerek 2019'dan bu yana ilk faiz indirimini gerçekleştirmişti.
Gelişmenin arka planı
ECB'nin bu hamlesi, Euro Bölgesi'nde enflasyonun Mayıs ayında yüzde 2,6'ya gerilemesi ve resesyon endişeleriyle bekleniyordu. Ancak IMF, hizmet sektörü enflasyonu ve ücret artışlarının hâlâ yüksek seyrettiğine dikkat çekti. Kozack, 'ECB'nin para politikasını gevşetmeye devam edebilmesi için enflasyon görünümünde daha fazla iyileşme görmesi gerekiyor' ifadelerini kullandı. IMF'nin değerlendirmesi, ECB Başkanı Christine Lagarde'ın faiz indirimlerinin 'doğrusal bir süreç olmayacağı' uyarısıyla örtüşüyor. Lagarde, karar sonrası yaptığı açıklamada, 'Faiz indirimlerine başladık ama bundan sonraki adımlar veriye bağlı olacak' demişti.
Avrupa ekonomisi, yüksek enflasyon ve zayıf büyüme arasında sıkışmış durumda. Almanya başta olmak üzere birçok ülkede sanayi üretimi düşerken, işsizlik oranları artıyor. ECB'nin faiz indirimi, büyümeyi canlandırmak için bir nebze oksijen sağlasa da, IMF enflasyonla mücadelede acele edilmemesi konusunda uyarıyor. Fon, ECB'nin faizleri çok hızlı indirmesi halinde enflasyonun yeniden yükselme riski olduğunu ve bunun daha büyük bir soruna yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ECB'nin faiz kararı, küresel merkez bankalarının para politikaları açısından da kritik bir dönemeçte alındı. ABD Merkez Bankası (Fed) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE), faiz indirimleri için henüz sinyal vermiş değil. IMF, Avrupa ve ABD arasındaki bu politika ayrışmasının döviz kurlarında dalgalanmaya neden olabileceğine dikkat çekiyor. Euro'nun dolar karşısında değer kaybetmesi, Avrupa ihracatını artırabilir ancak ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyonu yeniden körükleyebilir.
Küresel ölçekte, enflasyonla mücadelede sona gelindiği izlenimi hakim olsa da, IMF verilere dayanarak temkinli olunması gerektiğini söylüyor. Özellikle hizmet sektörü enflasyonu ve ücret artışları, merkez bankalarının politikalarını belirlerken dikkate alacağı temel göstergeler olacak. IMF, ECB'nin Haziran ayındaki kararının ardından yapacağı değerlendirmelerin, gelecek dönemdeki para politikasına yön vereceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECB'nin faiz indirimi, Türkiye'ye doğrudan kısa vadeli bir yansıma yaratmasa da, gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde dolaylı etkiler doğurabilir. Avrupa ekonomisinin canlanması, Türkiye'nin ihracatı için olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Ancak, Euro'nun dolar karşısında değer kaybetmesi, Türkiye'nin döviz cinsinden borçları ve ithalat maliyetleri açısından risk oluşturuyor. Öte yandan, IMF'nin enflasyonla mücadelede ihtiyat çağrısı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiğine dair uluslararası bir teyit niteliği taşıyor. TCMB'nin de enflasyonla mücadelede faizleri yüksek tutma politikası, bu küresel perspektifle uyumlu görünüyor.