Çin anakarasında haziran ayının ilk haftasında satılan yeni otomobillerin yüzde 66,7'si elektrikli araçlardan oluştu. Ülkenin bataryalı araç üreticileri küresel enerji krizinden giderek daha fazla faydalanırken bu oran tüm zamanların en yüksek haftalık seviyesi olarak kaydedildi. Sektör verilerine göre 1-7 Haziran döneminde yaklaşık 300 bin aracın satıldığı Çin'de her 3 yeni araçtan 2'si şarj edilebilir özellikteydi. Bu rakam bir önceki haftaki yüzde 63'lük orana göre belirgin bir artışı işaret ediyor.
Enerji krizi elektrikli dönüşümü hızlandırdı
Çinli tüketiciler artan benzin fiyatları karşısında elektrikli araçlara yönelirken Pekin yönetiminin uyguladığı vergi indirimleri ve satın alma teşvikleri de talebi canlı tutuyor. Ülkede faaliyet gösteren BYD, Nio ve XPeng gibi yerli markaların yanı sıra Tesla'nın Şanghay fabrikası da üretim kapasitesini artırarak bu talebi karşılamaya çalışıyor. Uzmanlar Çin'in 2025 yılına kadar yeni araç satışlarının yarısından fazlasını elektrikli modellerin oluşturması hedefine hızla yaklaştığını belirtiyor. Sadece BYD mayıs ayında 114 bin adet satışla rekor kırarak toplam pazarın yüzde 15'ine ulaştı.
Küresel ölçekte Çin fark yaratıyor
Avrupa ve Kuzey Amerika'da elektrikli araçların pazar payı yüzde 20-25 civarında seyrederken Çin'in yüzde 66'lık oranla açık ara önde olması dikkat çekiyor. Küresel enerji krizi nedeniyle akaryakıt fiyatlarının yükselmesi Çin'deki elektrikli araç talebini daha da körüklerken ülkenin lityum, nadir toprak elementleri ve pil üretimindeki hakim konumu maliyet avantajı sağlıyor. BloombergNEF verilerine göre Çin dünyadaki lityum-iyon pil üretim kapasitesinin yüzde 70'inden fazlasını elinde bulunduruyor. Bu durum Çinli otomobil üreticilerine hem fiyat hem de tedarik güvenliği açısından önemli bir avantaj sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu rekor, Türkiye'nin otomotiv sektörü ve enerji politikaları açısından iki önemli sinyal veriyor. Birincisi, yerli otomobil Togg'un pazara girişiyle birlikte Türkiye'de elektrikli araç dönüşümü hızlanırken Çin tecrübesinden çıkarılacak dersler bulunuyor. İkincisi, Çin'in batarya ve hammadde tedarikindeki hakimiyeti, Türkiye gibi ithalata bağımlı ülkelerin yerli batarya üretimi ve kritik mineral anlaşmalarına yönelmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca Çinli markaların Avrupa'ya ihracatında Türkiye'nin lojistik ve üretim üssü olma potansiyeli değerlendirilebilir; ancak bu durum yerli üreticiler için rekabet baskısını artırabilir.