Çin, dünyanın en büyük sığır eti ithalatçısı olarak bilinirken, iklim değişikliğinin etkisiyle artan yağışlar ve uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde kendi büyükbaş hayvan üretimini hızla artırıyor. Bir zamanlar çöl olan bölgelerde otlakların ve mısır tarlalarının yeşermesi, ülkenin kendi et ihtiyacını karşılama yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, hem küresel et ticareti dengelerini değiştirme potansiyeli taşıyor hem de Çin'in gıda güvenliği politikalarında yeni bir döneme işaret ediyor.
İklim Değişikliğinin Çin Tarımına Etkisi
Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle Çin'in kuzeybatı bölgelerinde yağış miktarının arttığını ve bu durumun tarımsal üretim için yeni fırsatlar yarattığını belirtiyor. Özellikle İç Moğolistan ve Sincan bölgelerinde, daha önce kurak olan toprakların artık otlak ve mısır ekimi için elverişli hale geldiği gözlemleniyor. Bu değişim, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin maliyetini düşürürken, üretim kapasitesini de artırıyor.
Çin Tarım Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde büyükbaş hayvan sayısı son beş yılda önemli ölçüde arttı. 2023 yılı itibarıyla Çin'in kendi sığır eti üretimi, toplam tüketimin yaklaşık %75'ini karşılar hale geldi. Bu oran, 2018'de %65 seviyesindeydi. Uzmanlar, bu artışın sadece iklim değişikliğiyle değil, aynı zamanda hükümetin hayvancılık sektörüne sağladığı teşvikler ve tarife politikalarıyla da bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Tarifelerin ve Ticaret Politikalarının Rolü
Çin, 2018 yılından bu yana ABD ve Avustralya gibi büyük sığır eti ihracatçılarına yönelik yüksek gümrük tarifeleri uyguluyor. Bu tarifeler, özellikle ABD menşeli sığır etine %25 oranına varan ek maliyet getiriyor. Böylece yerli üreticiler, fiyat avantajı elde ederek üretimlerini artırma fırsatı buldu. Ayrıca, Brezilya ve Arjantin gibi diğer büyük ihracatçılarla yapılan anlaşmalar da ithalatı çeşitlendirme amacı taşıyor.
Buna ek olarak, Çin hükümeti, hayvancılık sektöründe kendi kendine yeterliliği artırmak amacıyla çiftçilere sübvansiyon sağlıyor ve modern besi çiftliklerinin kurulmasını teşvik ediyor. Bu politikalar, ithalat bağımlılığını azaltırken, gıda güvenliğini de güçlendirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, bu sürecin küresel et piyasasında fiyatlar üzerinde baskı yaratabileceğini ve özellikle ABD'li çiftçiler için yeni zorluklar doğurabileceğini ifade ediyor.
Ancak iklim değişikliğinin etkileri her bölgede aynı şekilde hissedilmiyor. Bazı güney bölgelerinde aşırı yağışlar ve seller, tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Bu durum, Çin'in genel tarım politikasında bölgesel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, araştırmacılar, yağış artışının uzun vadede sürüp sürmeyeceğinin belirsiz olduğunu ve iklim modellerinin öngörülebilirliğinin sınırlı olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in artan sığır eti üretimi, küresel et ticaretinde yeni dengeler oluşturabilir. Türkiye, kırmızı et fiyatlarında zaman zaman artışlarla karşılaşan bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından izlemelidir. Çin'in ithalat talebindeki azalma, Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerin ihracatını başka pazarlara yönlendirmesine yol açabilir; bu da Türkiye'nin et ithalatı yaptığı ülkelerle yeni ticaret fırsatları yaratabilir. Öte yandan, Çin'in deneyimi, iklim değişikliğinin tarım politikaları üzerindeki etkisini gösteren önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin de benzer şekilde iklim değişikliğini tarım stratejilerine entegre etmesi ve hayvancılıkta kendi kendine yeterlilik oranını artırması, gıda güvenliği açısından stratejik bir öncelik olarak değerlendirilmelidir.