2018'de saatte 155 mil hızla esen Michael Kasırgası, Florida'nın Panhandle kıyısındaki Mexico Beach kasabasındaki neredeyse tüm binaları yerle bir etti. Kasırgadan iki yıl sonra, Jaques ve Paulina Sebastiao çifti, sokaklarındaki iki yatak odalı evlerini yeniden inşa eden ilk sakinler oldu. Ancak eski komşularının çoğu onların izinden gitmedi. Bu durum, ülke genelinde yaygınlaşan 'afet sonrası yerlileştirme' olgusunun bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Afet Sonrası Yerlileştirme Nedir?
Afet sonrası yerlileştirme, büyük bir doğal afetin ardından bölgede yaşam maliyetlerinin artması, sigorta primlerinin fırlaması ve yeni, daha varlıklı sakinlerin bölgeye taşınmasıyla eski sakinlerin yerinden edilmesi sürecini tanımlıyor. Mexico Beach'te de benzer bir dinamik işliyor: kasırga sonrası yeniden inşa maliyetleri ve sigorta şirketlerinin talepleri, uzun süredir orada yaşayan balıkçı kasabası sakinlerinin evlerini yeniden yapmasını imkânsız hale getirdi. Çoğu kişi, aldığı sigorta tazminatıyla başka yerlere taşınmak zorunda kaldı.
Sebastiao çifti gibi kalan az sayıda kişi ise artan emlak vergileri, yükselen inşaat maliyetleri ve değişen mahalle dokusuyla mücadele ediyor. Yeni gelenler genellikle daha büyük, lüks evler inşa ediyor ve bu da bölgenin karakterini değiştiriyor. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte kasırgaların sıklaşması ve şiddetlenmesiyle bu tür yerlileştirme dalgalarının daha da yaygınlaşacağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Florida'daki bu durum, yalnızca ABD'ye özgü değil. Dünya genelinde iklim kaynaklı afetler sonrası benzer süreçler yaşanıyor. Örneğin, 2017'deki Maria Kasırgası sonrası Porto Riko'da, 2011'deki Tōhoku depremi ve tsunamisi sonrası Japonya'da ve 2004 Hint Okyanusu tsunamisi sonrası Güneydoğu Asya'da da kıyı bölgelerinde yerlileştirme ve nüfus değişimi gözlemlendi. İklim göçü, artık küresel bir olgu haline geldi. Dünya Bankası'na göre, 2050'ye kadar 143 milyon kişinin iklim nedeniyle yerinden edilmesi bekleniyor. Bu durum, kıyı kentlerinin sosyo-ekonomik yapısını derinden etkileyecek.
Öte yandan, afet sonrası yerlileştirme, sadece bireysel kayıplara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda yerel yönetimlerin vergi gelirlerini ve toplumsal dokuyu da değiştiriyor. Florida gibi sık afet yaşayan bölgelerde, sigorta şirketleri ya poliçe yenilemiyor ya da primleri astronomik seviyelere çıkarıyor. Bu durum, özellikle dar gelirli ailelerin bölgede kalmasını zorlaştırıyor. Benzer şekilde, Türkiye'de de 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası bazı bölgelerde benzer tartışmalar yaşandı; depremzedelerin başka şehirlere göç etmesi ve hasarlı bölgelerde yeni yapılaşma süreçleri gündeme geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem kuşağında yer alan bir ülke olarak afet sonrası yerlileştirme riskini yakından tanıyor. 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman gibi illerde benzer bir dinamik ortaya çıktı: hasar gören bölgelerde yeni konutlar yapılırken, depremzedelerin bir kısmı başka illere göç etti, kalanlar ise artan maliyetlerle mücadele etti. Florida örneği, iklim göçünün ve afet kapitalizminin küresel ölçekte yaygınlaştığını gösteriyor. Türkiye için ders, afet sonrası yeniden yapılanmada sosyal adaleti gözetmek ve yerel halkın yerinden edilmesini önleyecek politikalar geliştirmektir. Aksi halde, kıyı ve deprem bölgelerinde sosyo-ekonomik ayrışma derinleşebilir.