ABD'de Trump yönetiminin kurduğu Kamu Verimliliği Departmanı'nın (DOGE), Sosyal Güvenlik İdaresi (SSA) kayıtlarında 2.7 milyon kişiyi usulsüz şekilde 'ölü' olarak işaretlemeye çalıştığı iddia edildi. Konuyla ilgili ortaya çıkan üçüncü ihbarcı, departmanın bu eyleminin federal yardım programlarını manipüle etme ve milyonlarca vatandaşı haksız yere mağdur etme amacı taşıdığını öne sürdü. İhbarcı, isminin gizli kalması koşuluyla basına yaptığı açıklamada, DOGE yetkililerinin SSA'nın veri tabanına doğrudan erişim izni almaya çalıştığını ve bu süreçte yasal prosedürlerin ihlal edildiğini belirtti. Olay, ABD Kongresi'nde soruşturma çağrılarına yol açarken, SSA yönetimi konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
DOGE'nin şeffaflık ve verimlilik hedefi tartışma yarattı
Trump yönetimi tarafından kamu harcamalarında verimliliği artırmak ve bürokratik engelleri kaldırmak amacıyla kurulan DOGE, kurulduğu günden bu yana tartışmaların odağında yer alıyor. Departmanın özellikle Sosyal Güvenlik ve Medicare gibi büyük federal programlara yönelik denetim yetkisini genişletme çabaları, uzmanlar tarafından 'yürütme erkinin yasama ve yargıya müdahalesi' olarak yorumlanıyor. İhbarcının iddiasına göre, DOGE yetkilileri SSA'nın 'Ölüm Master Dosyası'na (Death Master File) erişerek yaşayan kişileri ölü kaydetme talimatı verdi. Bu dosya, sigorta şirketleri, bankalar ve devlet kurumları tarafından kimlik doğrulama amacıyla kullanılıyor. Bilgi teknolojileri uzmanları, bu tür bir müdahalenin sadece mağdurların mali durumlarını etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda kimlik hırsızlığı ve sahtecilik riskini de artırabileceği uyarısında bulunuyor. Kongre'deki Demokrat üyeler, DOGE'ye yönelik soruşturma başlatılmasını talep ederken, Beyaz Saray sözcüsü iddiaları 'asılsız ve siyasi amaçlı' olarak nitelendirdi.
Küresel çapta yankı uyandıran 'verimlilik' söylemi
DOGE'nin kuruluşu ve yöntemleri, sadece ABD iç siyasetinde değil, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı buluyor. Birçok ülkede kamu yönetiminde dijital dönüşüm ve bürokrasinin azaltılması tartışılırken, ABD modeli 'Başkanlık Verimlilik Ofisi' benzeri yapıların oluşturulması fikri gündeme gelmişti. Ancak bu son skandal, verimlilik adı altında yapılan düzenlemelerin hukuki denetimden uzak kalması durumunda ortaya çıkabilecek riskleri gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmezken, sivil toplum kuruluşları ABD yönetimine veri gizliliği ve insan hakları konularında daha şeffaf olma çağrısı yaptı. Ekonomistler ise, SSA kayıtlarına yönelik bu tür müdahalelerin, yanlış veri akışına dayalı makroekonomik politika hatalarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin kamu verimliliği adı altında yürüttüğü bu tartışmalı uygulama, Türkiye'deki kamu reformları açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye'nin son yıllarda e-Devlet ve dijital dönüşüm alanında kaydettiği ilerleme, benzer veri yönetimi risklerini de beraberinde getirebilir. Vatandaşların sosyal güvenlik ve kimlik bilgilerinin tek bir merkezi veri tabanında toplanması, yetkisiz erişim veya manipülasyon durumunda ciddi sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, ABD'de yaşayan yaklaşık 500 bin Türk vatandaşı ve Türk kökenli Amerikalının sosyal güvenlik kayıtları bu tür bir müdahaleden etkilenebilir. Küresel ölçekte ise, veri egemenliği ve dijital bağımsızlık tartışmalarını alevlendiren bu gelişme, Türkiye'nin ulusal veri güvenliği politikalarını güçlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor.