Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte hakkındaki insanlığa karşı suç davasının 30 Kasım 2025 tarihinde başlayacağını duyurdu. Duterte, 2016-2022 yılları arasında yürütülen yoğun uyuşturucuyla mücadele operasyonları sırasında en az 76 kişinin öldürülmesiyle bağlantılı üç ayrı insanlığa karşı suçlamayla karşı karşıya. Mahkeme, Duterte'nin sivil toplum örgütlerince 'uyuşturucu savaşı' olarak adlandırılan operasyonlarda kasıtlı cinayet, işkence ve zorla kaybetme eylemlerini emrettiğini veya teşvik ettiğini iddia ediyor. Dava, ön yargılama aşamasının ardından esas duruşmalara geçecek; yargılama sürecinin birkaç yıl sürmesi bekleniyor.
Uyuşturucu savaşının gölgesinde bir dava
Rodrigo Duterte, 2016'da devlet başkanı seçildikten hemen sonra ülke genelinde tartışmalı bir uyuşturucuyla mücadele kampanyası başlatmıştı. Savcılar, polisin uyuşturucu şüphelilerini infaz ettiği ve mağdurların 'çatışmada öldü' raporlarıyla kayıtlara geçirildiği binlerce olayı belgeledi. Resmi verilere göre 2016'dan 2022'ye kadar 6.000'den fazla kişi öldürüldü; insan hakları örgütleri ise bu sayının 12.000 ile 30.000 arasında olduğunu tahmin ediyor. ICC, 2021'de Filipinler'in mahkemenin kurucu anlaşması Roma Statüsü'nden çekilmesine rağmen, çekilme öncesinde işlenen suçları yargılama yetkisini kullanıyor. Duterte, davayı 'siyasi bir cadı avı' olarak nitelendirse de mahkeme, delil yetersizliği nedeniyle iddianameyi 2024'te kabul etmişti.
Bölgesel ve küresel boyutu
Dava, Asya-Pasifik bölgesinde insanlığa karşı suçların uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması açısından emsal teşkil ediyor. Filipinler, Çin ile yakın ilişkileri ve ABD ile askeri işbirliği nedeniyle bölgesel dengelerde kritik bir ülke konumunda. Duterte'nin halefi Ferdinand Marcos Jr., selefinin politikalarını sürdürme eğiliminde olsa da, bu dava Filipinler'in uluslararası itibarı ve insan hakları sicilini yeniden gündeme taşıyor. Ayrıca, Bangamor Müslüman bölgesindeki barış süreci ve Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik tartışmaları bağlamında, davayı takip eden ülkeler mahkemenin kararının benzer suçlamalarla karşılaşan diğer liderler üzerinde caydırıcı etki yaratmasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Duterte davası, Türkiye'nin de taraf olduğu Roma Statüsü ve ICC'nin yargı yetkisine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Türkiye, mahkemenin ABD ve Çin gibi büyük güçlerin çıkarları karşısında ne ölçüde bağımsız kalabileceğini sorgulayan ülkeler arasında. Öte yandan, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri (özellikle Malezya, Endonezya ve Filipinler ile) göz önüne alındığında, davaya tarafsız bir hukuki perspektiften yaklaşması beklenir. Ancak, iç siyasette 'egemenlik' ve 'yabancı müdahale' söylemlerini sıklıkla kullanan Türk yetkililerin, bu tür uluslararası mahkeme kararlarına temkinli yaklaşması muhtemeldir. Kısacası, dava Türk dış politikası için ne doğrudan bir tehdit ne de fırsat oluşturmakta, ancak uluslararası hukukun evrenselliği konusundaki tartışmalarda dolaylı bir referans noktası olabilir.