Yemen'deki İran destekli Husiler, 13 Ocak 2025 tarihinde yaptıkları açıklamada, Kızıldeniz'de Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik tehditleri sonucunda altı geminin rotasını değiştirmek zorunda kaldığını bildirdi. Husilerin resmi haber ajansı Saba tarafından yapılan duyuruya göre, gruptan uyarı alan gemiler, güvenlik gerekçesiyle planladıkları güzergâhları terk ederek alternatif rotalara yöneldi. Bu gelişme, İsrail-Hamas savaşının bölgeye sıçraması endişelerini artırırken, Kızıldeniz'deki ticari gemicilik faaliyetlerini de tehdit ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, 2023 yılının son aylarından itibaren Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere yönelik saldırılarını artırmıştı. Grup, bu saldırıları Gazze'deki savaş nedeniyle Filistinlilere destek amacıyla gerçekleştirdiğini savunuyor. Ancak son açıklama, Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik bir tehdit içeriyor ve Riyad yönetimine doğrudan bir meydan okuma niteliği taşıyor. Suudi Arabistan, İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı önemli bir denge unsuru olarak kabul edilirken, Husilerin bu hamlesi, Suudi güvenlik kaygılarını daha da derinleştirebilir.
Saba ajansının haberinde, tehdit edilen gemilerin isimleri ve hangi şirketlere ait oldukları konusunda detay verilmezken, Husilerin deniz ticaret yollarını hedef alma stratejisini sürdürdüğü görülüyor. Bu strateji, Kızıldeniz'deki küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratarak uluslararası baskı oluşturmayı amaçlıyor. Daha önce Husiler, İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenlemiş, hatta bir gemiyi ele geçirmişti. Bu olaylar, bölgedeki deniz güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmiş ve bazı gemicilik şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorlamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği hayati bir su yolu olarak kabul ediliyor. Süveyş Kanalı'na erişim sağlayan bu dar geçit, özellikle Avrupa ve Asya arasındaki ticaret için kritik öneme sahip. Husilerin son tehditleri, bu stratejik bölgedeki gerginliği tırmandırarak küresel ticaretin akışını etkileyebilir. ABD ve müttefikleri, daha önce Husilerin saldırılarına karşılık olarak deniz güvenliğini sağlamak amacıyla "Refah Muhafızı Operasyonu"nu başlatmıştı. Ancak son tehditler, operasyonun etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Suudi Arabistan açısından bakıldığında, bu durum ülkenin enerji ihracatı ve ithalatı için hayati olan Kızıldeniz'deki çıkarlarını doğrudan tehdit ediyor. Riyad, Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonları 2022 yılında durdurmuş ve Yemen'de barış sürecini destekleme yönünde adımlar atmıştı. Ancak Husilerin bu tür provokatif eylemleri, Suudi Arabistan'ın yeniden askeri müdahale olasılığını gündeme getirebilir. İran'ın Husilere sağladığı lojistik ve askeri destek, bölgedeki vekâlet savaşının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, Husilerin gemilere yönelik tehditleri, Suudi-İran rekabetinin yeni bir cephesi olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik tehditleri yakından izlemelidir. Zira Türk bayraklı gemiler de bu güzergâhı kullanmakta ve Husilerin eylemlerinden etkilenme potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticari ilişkilerini ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Suudi Arabistan'la son yıllarda normalleşme sürecine giren Türkiye, bu tür gerginliklerin iki ülke arasındaki ilişkileri zedelememesi için dikkatli bir diplomatik denge yürütmelidir. Türkiye, bölgesel barışın sağlanması için Yemen'deki çatışmanın diplomatik yollarla çözülmesini desteklemekte ve bu bağlamda arabuluculuk rolü oynayabilir. Husilerin saldırgan eylemleri, Türkiye'nin deniz ticaret güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.