GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

İran Savaşı, İbrahim Anlaşmaları'nın Stratejik Mantığını Çökertti

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
İran Savaşı, İbrahim Anlaşmaları'nın Stratejik Mantığını Çökertti
Çeviri Kaynağı
Responsiblestatecraft — Bu haber, Responsiblestatecraft'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

İran ile İsrail arasında Mart 2025'te patlak veren savaş, yalnızca bir askeri çatışma değil, aynı zamanda İbrahim Anlaşmaları ile inşa edilen stratejik yapının temel mantığını çökerten bir jeopolitik deprem oldu. Trump döneminde, 2020'de imzalanan bu anlaşmalar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Sudan ve Fas'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini sağlamış; Filistin sorununu dışarıda bırakarak yeni bir Orta Doğu düzeni vaat etmişti. Ancak savaş, bu yaklaşımın sürdürülemez olduğunu gösterdi: Arap kamuoyları, İsrail'i Filistin meselesinde taviz vermeye zorlamak yerine statükoyu pekiştirdiği gerekçesiyle anlaşmaları sert bir şekilde eleştirirken; Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, normalleşme sürecinden çekilerek daha mesafeli bir pozisyon aldı. Anlaşmaların mimarları, İsrail ile Körfez ülkeleri arasında ortak İran tehdidine karşı bir güvenlik ekseni yaratmayı hedefliyordu. Ancak savaş, bu ittifakın kırılganlığını ortaya çıkardı: İran'ın füze ve drone saldırıları, Körfez monarşileri ile İsrail'in ortak savunma mekanizmalarını test ederken; Arap ülkeleri, halklarının tepkisinden çekinerek doğrudan İsrail ile koordinasyonu sınırlandırdı.

Gelişmenin Arka Planı: Kim/Ne/Nerede/Ne Zaman/Neden

İbrahim Anlaşmaları, aslında 2002 Arap Barış Girişimi'nin temel ilkesini –yani İsrail ile normalleşmenin Filistin devleti kurulmasına bağlanmasını– görmezden geliyordu. Girişim, Suudi Arabistan tarafından önerilmiş ve tüm Arap Ligi üyeleri tarafından onaylanmıştı. İsrail'in bu şartı kabul etmesi durumunda tüm Arap ülkeleri ilişkilerini normalleştirecekti. İbrahim Anlaşmaları ise bu “Filistin ön şartını” kaldırarak, önce normalleşme, sonra Filistin meselesinde ilerleme mantığına dayanıyordu. Savaş öncesinde bu strateji, Trump yönetiminin baskısı ve İran korkusu sayesinde kısmen işlemiş; BAE, Bahreyn gibi ülkeler İsrail ile açık diplomatik ilişki kurarak ticaret, turizm, savunma işbirliğini geliştirmişti. Ancak 2025 savaşı, İran'ın İsrail'in şehirlerine yönelik kitlesel füze saldırılarıyla başladı. İsrail'in misillemesi, Tahran ve İsfahan'daki nükleer ve askeri tesisleri vururken; çatışma, Lübnan, Suriye ve Yemen'e de sıçradı. Sonuç: binlerce ölü, yüz binlerce yerinden edilmiş insan ve tam anlamıyla bir bölgesel kriz.

Bölgesel ve Küresel Boyut

Savaşın bölgesel etkileri çok yönlü oldu. Birincisi, İbrahim Anlaşmaları'nın temelini oluşturan “barış ekonomisi” çöktü. İsrail ile Körfez arasındaki ticaret hacmi, savaş öncesi 5 milyar dolar seviyesine ulaşmışken, şimdi neredeyse sıfırlandı. Havayolu bağlantıları, turizm akışı, ortak yatırımlar durma noktasına geldi. İkincisi, Arap kamuoylarında İsrail karşıtlığı yeniden yükseldi. BAE ve Bahreyn vatandaşları, hükümetlerinin İsrail ile ilişkilerini protesto ederken; Suudi Arabistan, normalleşme müzakerelerini süresiz olarak askıya aldı. Üçüncüsü, savaş, İran'ın bölgede kendini kazanan olarak konumlandırmasına yol açtı. Tahran, Arap sokaklarında “Filistin davasının hamisi” olarak alkışlanırken; İsrail, Gazze’deki operasyonları nedeniyle uluslararası alanda daha da yalnızlaştı. Küresel boyutta, ABD ve Avrupa Birliği, savaşı sonlandırmak için yoğun diplomatik çaba harcarken; Rusya ve Çin, kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda hareket etti. BM Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrılarında bulunsa da taraflar arasındaki güvensizlik derinleşti.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Türkiye, bu savaştan doğrudan etkilenmese de bölgesel dengelerin değişmesi Ankara'yı yakından ilgilendiriyor. Savaş, İbrahim Anlaşmaları ile güçlenen İsrail-Körfez eksenini zayıflatırken; Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği ön plana çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savaş sırasında İsrail'i sert şekilde eleştirmesi ve insani yardım göndermesi, Ankara'nın Müslüman kamuoyundaki itibarını artırdı. Öte yandan, İran'ın savaştan görece güçlenerek çıkması, Türkiye'nin Kafkasya ve Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesini karmaşıklaştırdı. Suriye'de İran destekli güçlerin artan varlığı, Türk güvenlik çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturuyor. Sonuç olarak, Ankara, hem Filistin yanlısı söylemini hem de pragmatik diplomasisini sürdürmek zorunda kalırken; kriz yönetiminde aktif rol üstlenerek bölgesel aktör konumunu pekiştirebilir.

Etiketler:
İran-İsrail savaşıİbrahim AnlaşmalarıOrtadoğuArap Barış GirişimiTürkiye dış politikası

İlgili Haberler

Burnham ve Turabi: Siyasette Yerelleşmenin Sürprizi
Orta Doğu

Burnham ve Turabi: Siyasette Yerelleşmenin Sürprizi

9 dk önce

Rubio: İran büyük bir sorunla karşı karşıya
Orta Doğu

Rubio: İran büyük bir sorunla karşı karşıya

24 dk önce

Amnesty'den Pakistan'ın Kabil saldırılarına soruşturma çağrısı
Orta Doğu

Amnesty'den Pakistan'ın Kabil saldırılarına soruşturma çağrısı

49 dk önce

Andy Burnham, İşçi Partisi'nin Filistin Politikasını Starmer'ın Vesayetinden Kurtarabilecek mi
Orta Doğu

Andy Burnham, İşçi Partisi'nin Filistin Politikasını Starmer'ın Vesayetinden Kurtarabilecek mi

1 sa önce