İran'ın desteklediği Yemen merkezli Husiler, Kızıldeniz'in güneyindeki stratejik Babülmendep Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırdı. Uzmanlara göre bu, Tahran'ın daha önce 'kırılma noktası' olarak tanımladığı ve bölgesel bir krizi tetikleyebilecek bir planın aktif hale geldiğini gösteriyor. Husilerin insansız hava araçları ve füzelerle gerçekleştirdiği saldırılar, küresel deniz ticaretinde kritik bir arter olan bu su yolunu tehdit ediyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son 48 saat içinde iki ticari geminin hedef alındığını ve saldırıların püskürtüldüğünü açıkladı. Ancak artan frekans ve menzil, İran'ın uzun süredir bekletilen bu planı devreye sokmuş olabileceği endişelerini artırıyor.
Babülmendep Boğazı ve Kırılma Noktası Planı
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği dar bir su yoludur. İran, yıllardır bu boğazı ve Hürmüz Boğazı'nı potansiyel bir basınç noktası olarak kullanma stratejisi izliyor. 'Kırılma noktası' (break-the-glass) terimi, Tahran'ın diplomatik ve ekonomik baskı altında kaldığında son çare olarak bu boğazlardan birini abluka altına almasını ifade ediyor. Husilerin artan saldırganlığı, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tıkanma ve artan yaptırımlar nedeniyle bu planı uygulamaya koyduğu şeklinde yorumlanıyor. İran daha önce bu tür bir hamlenin bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulunmuştu.
Husilerin kullandığı silahların büyük ölçüde İran yapımı olduğu biliniyor. Geçtiğimiz ay Husiler, ABD savaş gemilerine ve İsrail bağlantılı ticari gemilere karşı deniz mayınları ve gemisavar füzeler kullanmıştı. Uydu görüntülerinde Yemen kıyılarında yeni füze rampalarının inşa edildiği görülüyor. Bu durum, saldırıların koordineli ve uzun vadeli bir planın parçası olduğunu düşündürüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Kızıldeniz'deki güvenlik önlemlerini artırırken, uluslararası denizcilik şirketleri rotalarını yeniden değerlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliği Tehdit Altında
Babülmendep Boğazı'ndaki bir abluka, küresel petrol ve doğalgaz fiyatlarını anında etkileyebilir. Asya'ya giden ham petrol tankerlerinin büyük kısmı bu rotayı kullanıyor. Alternatif rota olan Ümit Burnu, seyahat süresini 10-15 gün uzatarak maliyetleri artırıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kriziyle boğuşan Avrupa için bu, yeni bir darbe anlamına geliyor. ABD, bölgedeki deniz gücünü artırma sinyali verirken, İsrail de Husileri doğrudan tehdit eden açıklamalar yapıyor. Analistlere göre, İran aslında masadaki son kozunu oynuyor; ama bu koz bölgesel bir yangını başlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki bu gerilim, Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya yapılan ticaretin önemli bir kısmını yönettiği için Babülmendep'teki bir kriz, Türk limanlarına olan talebi artırabilir ancak aynı zamanda navlun maliyetlerini yükseltebilir. Ayrıca, İran'ın bu hamlesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarına yönelik alternatif koridor arayışlarını hızlandırabilir. Türkiye, Katar ve Hazar enerji kaynaklarının Avrupa'ya taşınmasında kilit bir rol oynarken, bu tür bir kriz, enerji arz güvenliğini yeniden şekillendirebilir. Ankara'nın bölgedeki askeri varlığı (Katar ve Somali'deki üsler) ve Mısır ile ilişkileri, olası bir krizde Türkiye'yi aktif bir aktör haline getirebilir.