ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (Centcom), Salı akşamı saat 10.00'da (TSİ Çarşamba 05.00) Hürmüz Boğazı ve İran'ın kıyı bölgesinde bulunan 'düzinelerce' askeri hedefe yönelik yeni bir hava saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu. Centcom'dan yapılan açıklamada, saldırıların yerel saatle 16.00'da ABD'nin deniz ablukasını yeniden başlatmasının hemen ardından geldiği belirtildi. Operasyona 20'den fazla ABD Donanma gemisi ve savaş uçağının katıldığı ifade edilirken, hedeflerin kıyı savunma sistemleri, radar tesisleri ve füze rampaları olduğu öğrenildi. Bu, ABD'nin bölgede son 72 saat içinde düzenlediği üçüncü saldırı dalgası olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı: Deniz ablukası ve tırmanan gerilim
ABD yönetimi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tacizlerine ve bölgedeki askeri yığınağına yanıt olarak 4 Nisan'da geçici olarak kaldırdığı deniz ablukasını 8 Nisan'da tekrar yürürlüğe koydu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, ablukanın 'uluslararası deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak ve İran'ın saldırgan eylemlerini caydırmak amacıyla' yeniden başlatıldığı vurgulandı. İran ise ablukayı 'savaş nedeni' olarak nitelendirirken, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanı General Hüseyin Selami, 'ABD'nin herhangi bir macerasının karşılıksız kalmayacağını' söyledi. Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesini, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milisler aracılığıyla etki alanını genişletme çabalarına karşı bir yanıt olarak değerlendiriyor. Son haftalarda Basra Körfezi'nde İran'a ait hızlı saldırı botlarının ABD savaş gemilerine yakın manevralarını artırması, taraflar arasındaki sürtüşmeyi körüklemişti.
Centcom'un açıklamasına göre, son saldırı dalgasında imha edilen hedefler arasında, Hürmüz Boğazı'nın kuzeyindeki adalarda konuşlu silah sistemleri de yer alıyor. ABD yetkilileri, bu sistemlerin boğazdan geçen tankerleri hedef alabilecek menzile sahip olduğunu ve bu nedenle önleyici bir vuruş yapıldığını belirtti. Öte yandan, İran devlet televizyonu, saldırılarda ölen ya da yaralanan olmadığını, hasarın sınırlı olduğunu duyurdu. Ancak bağımsız kaynaklar, patlama seslerinin bölgedeki yerleşim yerlerinden duyulduğunu ve sivillerin kıyı bölgelerinden tahliye edildiğini aktardı. Pentagon, operasyonun detaylarına ilişkin daha fazla bilgi vermezken, Savunma Bakanı Lloyd Austin'in gelişmeleri saat başı takip ettiği öğrenildi.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve deniz ticareti risk altında
Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. ABD-İran arasındaki bu son tırmanma, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, Brent petrol varil fiyatı Salı günü yüzde 4,5 artarak 95 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, boğazın tamamen kapanması durumunda petrol fiyatlarının 150 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Çin, Hindistan ve Japonya gibi enerji ithalatçısı ülkeler, ABD'ye itidal çağrısı yaparken, Rusya ise İran'a desteğini açıkladı. Avrupa Birliği, krizi diplomatik yollarla çözmek için arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuyu görüşmek üzere acil toplantıya çağrılırken, ABD'nin veto yetkisini kullanabileceği belirtiliyor. Bölgedeki diğer aktörlerden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin eylemlerini 'meşru müdafaa' olarak nitelendirirken, Katar ve Umut, tansiyonun düşürülmesi için çaba sarf ediyor. İsrail ise ABD'nin kararlı duruşunu desteklediğini ancak doğrudan bir çatışmaya çekilmek istemediğini sinyallerini verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgedeki enerji hatlarına ve boğaz geçişlerine bağımlılığı nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecektir. Hürmüz Boğazı'nda olası bir kapatma veya ciddi aksama, Türkiye'nin ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan Irak ve Suudi Arabistan'dan gelen sevkiyatları riske atabilir. Bu durum, iç piyasada akaryakıt fiyatlarını yukarı çekebilir ve cari açığı artırabilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin İran'la olan ekonomik ilişkilerini ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı tartışmalarını da etkileyebilir. Ankara, şu ana kadar bir denge politikası izleyerek hem ABD ile ittifakını hem de İran'la sınır komşuluğunu korumaya çalışıyor. Ancak bu tür bir kriz, Türk dış politikasında daha net bir tavır almayı zorunlu kılabilir.