Husiler, son yıllarda İran'ın en korkulan müttefiki haline gelerek Yemen ve Kızıldeniz'de ciddi tehdit oluşturuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı kazandıkları askeri başarılar ve İran'dan aldıkları destekle bölgesel bir güç merkezi haline geldiler. Bu durum, küresel ticaret yollarının güvenliğini riske atıyor ve Orta Doğu'daki güç dengelerini sarsıyor.
Husilerin Yükselişi ve İran Bağlantısı
Husiler, 2014 yılında Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirerek ülkenin büyük bölümünü kontrol altına aldı. Suudi Arabistan ve müttefiklerinin 2015'te başlattığı askeri müdahale, Husileri zayıflatmak yerine daha da güçlendirdi. İran, Husilere balistik füze, insansız hava aracı ve deniz mayını gibi ileri teknoloji silahlar sağlayarak onları bölgesel bir tehdit haline getirdi. Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik füze ve İHA saldırıları düzenleyerek körfez ülkelerini hedef aldı. Bu saldırılar, Husilerin sadece Yemen içinde değil, sınır ötesinde de etkili olduğunu gösterdi.
İran'ın Husilere verdiği desteğin boyutu, son yıllarda artarak devam ediyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, İran'dan gönderilen silahlar Umman üzerinden Yemen'e ulaşıyor. Husilerin elindeki insansız hava araçları ve füzeler, İran yapımı veya İran teknolojisiyle üretilmiş. Bu destek, Husilerin askeri kapasitesini önemli ölçüde artırdı.
Kızıldeniz'de Artan Tehdit ve Küresel Etkiler
Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırarak küresel ticaretin can damarı olan Bab el-Mendeb Boğazı'nı tehdit ediyor. 2023'ün son aylarında Husiler, İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri gemilere el koydu ve bazılarını hedef aldı. Bu saldırılar, Kızıldeniz üzerinden yapılan deniz taşımacılığını sekteye uğrattı; birçok armatör şirketi rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık %12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Saldırılar nedeniyle sigorta maliyetleri arttı, nakliye süreleri uzadı ve enerji fiyatları üzerinde baskı oluştu. ABD ve Birleşik Krallık, Husilerin saldırılarına karşılık olarak Yemen'deki hedeflere hava saldırıları düzenledi; ancak bu saldırılar Husilerin kapasitesini tamamen yok edemedi. Husiler, İran'ın bölgesel stratejisinde önemli bir araç haline gelmiş durumda. İran, Husiler aracılığıyla Suudi Arabistan'a ve ABD'ye mesaj gönderiyor, aynı zamanda Yemen'deki savaşta dengeyi kendi lehine çevirmeye çalışıyor.
Husilerin elindeki silahlar arasında balistik füzeler, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve deniz mayınları bulunuyor. Bunlar, Husilerin hem karada hem denizde etkili olmasını sağlıyor. 2022'de Husiler, BAE'de bir petrol deposunu vurarak dikkatleri üzerine çekmişti. Ayrıca Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik saldırılar, küresel petrol arzını tehdit etti. Husilerin askeri kabiliyetleri, İran'ın desteğiyle sürekli gelişiyor. Uzmanlar, Husilerin elindeki insansız hava araçlarının menzilinin 1500 kilometreye kadar ulaştığını belirtiyor. Bu durum, Husilerin sadece Yemen ve Suudi Arabistan için değil, tüm Körfez bölgesi için bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarının güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türk ihracatının önemli bir kısmı Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden yapılıyor; artan güvenlik riskleri ve sigorta maliyetleri Türk ekonomisine ek yük getirebilir. Ayrıca, İran'ın Husiler üzerinden artan etkisi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu zorlaştırabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde, Husilerin saldırılarına karşı dengeli bir politika izlemek zorunda. Enerji arz güvenliği ve ticaret yollarının korunması, Ankara'nın öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.