Yemen'deki İran destekli Husi güçleri, Suudi Arabistan'ın güneyindeki dört kenti hedef alan saldırılar düzenledi. Saldırılarda en az 73 kişi yaralandı ve petrol tesisleri alevlere teslim oldu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, operasyonların Suudi Arabistan'ın derinliklerine yönelik olduğunu ve İran yapımı insansız hava araçları ile balistik füzeler kullanıldığını açıkladı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise saldırıları kınayarak misilleme hakkını saklı tuttuğunu bildirdi. Olay, bölgede tansiyonu daha da yükseltti.
Gelişmenin Arka Planı
Husi hareketi, 2015'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşıyor. İran'ın askeri ve finansal desteğiyle donatılan Husiler, son aylarda Suudi topraklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu son saldırı, Husilerin insansız hava araçları ve balistik füze kapasitesini artırdığını gösteriyor. Suudi Arabistan, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu savunurken, Tahran iddiaları reddediyor. ABD ise Husileri terör örgütü olarak tanımlamasa da, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlıyor.
Saldırıların hedefindeki kentler arasında Abha, Cizan, Necran ve Dammam bulunuyor. Abha Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda sivil yerleşim alanları da zarar gördü. Suudi yetkililer, havalimanındaki uçuşların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Petrol tesislerine yönelik saldırılar ise dünya petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrol varil fiyatı, saldırı haberinin ardından yüzde 2'nin üzerinde artış gösterdi.
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, saldırıların Suudi Arabistan'ın "savaş suçlarına" misilleme olduğunu belirtti. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise saldırıları "korkakça" olarak nitelendirdi ve "gerekli karşılığın verileceğini" duyurdu. Bölgedeki gerilim, Yemen'deki iç savaşın yanı sıra İran-Suudi Arabistan rekabetini de derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husi saldırıları, Orta Doğu'da savaşın yayılma riskini artırıyor. İran'ın Husi unsurlara sağladığı destek, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu genişletme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Suudi Arabistan ise ABD ile yakın ilişkilerini sürdürerek İran'a karşı denge politikası izliyor. ABD Başkanı Joe Biden, saldırıların ardından Suudi Arabistan'a destek mesajı gönderdi ve İran'ı "istikrarsızlaştırıcı faaliyetler" konusunda uyardı.
Birleşmiş Milletler, saldırıları kınayarak taraflara itidal çağrısı yaptı. BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, "Yemen halkı zaten dünyanın en büyük insani kriziyle boğuşuyor; bu saldırılar çözümü daha da zorlaştırıyor" dedi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, yaralılara yardım için bölgeye ekipler gönderdi.
Petrol piyasaları, saldırıların ardından arz güvenliği endişesiyle sarsıldı. Suudi Arabistan'ın günlük petrol üretiminin yaklaşık yüzde 5'i risk altında. Uzmanlar, saldırıların sürmesi halinde küresel enerji fiyatlarının daha da artabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliği de tehdit altında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husi saldırıları, Türkiye'nin Orta Doğu'daki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecindeyken, İran ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. Saldırılar, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir; zira Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını bu bölgeden karşılıyor. Ayrıca, Yemen'deki savaşın uzaması, Türkiye'nin insani yardım çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, taraflar arasında diyalog çağrısı yaparak diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor.