Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nda, ABD ile İran arasında bu hafta yaşanan askeri ve sözlü gerginliklerin ardından tanker trafiği belirgin şekilde yavaşladı. 10 Temmuz Cuma günü Dubai merkezli gemicilik kaynaklarından alınan bilgilere göre, boğazdan geçen günlük tanker sayısında gözle görülür bir azalma yaşanırken, bazı gemilerin bölgeden geçiş yapmaktan kaçındığı veya rotalarını değiştirdiği bildiriliyor. Bu gelişme, ABD'nin bölgedeki deniz varlığını artırması ve İran'ın boğazı kapatma tehditlerini yeniden gündeme getirmesiyle aynı döneme denk geldi.
Gerginliğin arka planı: Kim kontrol ediyor?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve İran gibi büyük petrol ihracatçılarının küresel pazarlara ulaşmasını sağlayan dar bir su yoludur. Boğazın en dar noktasında genişlik sadece 33 kilometre olup, bu da onu askeri müdahalelere karşı son derece hassas hale getiriyor. ABD, uluslararası sularda seyrüsefer serbestisini korumak amacıyla bölgeye savaş gemileri ve denizaltılar konuşlandırmış durumda. Buna karşılık İran, boğazın kendi kıyılarına yakın olduğunu ve geçişlerin İran'ın iznine tabi olduğunu savunuyor. Son günlerde İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kuvvetleri, ABD savaş gemilerine yakın manevralar yaparak gerilimi artırdı. ABD Donanması ise bu eylemleri 'profesyonellik dışı ve tehlikeli' olarak nitelendirdi.
Tanker trafiğindeki yavaşlama, sigorta primlerinin artması ve bazı nakliye şirketlerinin bölgeden geçiş riskini yeniden değerlendirmesiyle de ilişkilendiriliyor. Geçmişte İran'ın boğazı mayınlama veya küçük teknelerle taciz operasyonları düzenleme tehditleri, ticari gemileri alternatif rotalara yöneltmişti. Ancak herhangi bir alternatif rota bulunmadığından, tankerler ya beklemekte ya da daha yüksek güvenlik önlemleriyle geçiş yapmaktadır. Petrol fiyatları bu haberle birlikte kısa süreli bir yükseliş yaşasa da, piyasalar şu an için arz kesintisi beklemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve enerji güvenliği
Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, küresel petrol piyasalarını anında etkileme potansiyeline sahiptir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si bu boğazdan geçerken, bu oran sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinde daha da yüksektir. Bu nedenle, ABD-İran arasındaki her gerginlik, enerji piyasalarında oynaklığa neden oluyor. Özellikle Asya ekonomileri, Avrupa ve ABD, bu geçiş yoluna bağımlıdır. İran'ın boğazı kapatma tehdidi sık sık gündeme gelse de, Tahran yönetimi bu adımın kendi ekonomisine de ciddi zarar vereceğinin bilincindedir. Zira İran'ın kendi petrol ihracatı da büyük ölçüde bu boğaza bağımlıdır. Bununla birlikte, İran'ın düşük yoğunluklu taciz operasyonları veya bazı tankerlere el koyma gibi eylemleri geçmişte yaşanmıştır. ABD ise bölgedeki müttefikleriyle birlikte deniz güvenliği koalisyonları kurarak caydırıcılığı artırmaya çalışıyor. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ancak 'gölge savaşı' olarak adlandırılan vekalet çatışmalarının devam edeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmektedir. Petrol fiyatlarındaki olası bir artış, Türkiye'nin cari açığını ve enerji maliyetlerini yukarı çekecek, enflasyonist baskıları artıracaktır. Ayrıca Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle iki ülke arasındaki gerilimlerin kendi güvenliğine yansımalarını da yakından izlemektedir. Ankara, bir yandan ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürürken diğer yandan İran ile enerji ve ticaret bağlarını korumaya çalışmaktadır. Hürmüz'deki gerginlik, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve dış politika dengesi açısından hassas bir sınav niteliği taşımaktadır.