Hürmüz Boğazı'nda bir tankere daha saldırı düzenlendi. Yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle su yolu neredeyse boşalırken, Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ı Kızıldeniz'de ablukaya alma tehdidi bölgesel deniz güvenliğini ciddi şekilde artırdı. Saldırı, küresel enerji naklinde kritik bir darboğaz olan Hürmüz'de seyrüsefer güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Saldırının Ayrıntıları ve Arka Planı
Olay, 12 Nisan 2025 sabahı erken saatlerde meydana geldi. Panama bandıralı 'M/T Gulf Guardian' isimli petrol tankeri, Basra Körfezi'nden ayrılıp Hürmüz Boğazı'na giriş yapmak üzereyken kimliği belirsiz bir gemisavar füzenin hedefi oldu. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktı, mürettebatın can güvenliği sağlanırken tanker ciddi hasar aldı. Bu, son iki hafta içinde bölgede vurulan üçüncü ticari gemi oldu.
Uzmanlar, saldırıların İran'ın devrim muhafızlarına bağlı deniz kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyor. Tahran yönetimi ise olayla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak bölgedeki diplomatik kaynaklar, İran'ın nükleer müzakerelerdeki çıkmazı ve uluslararası yaptırımların ağırlaşması nedeniyle gerilimi tırmandırdığına işaret ediyor. ABD Donanması'nın bölgedeki 5. Filosu, saldırıyı kınayarak 'sivil denizciliğe yönelik tehditlerin kabul edilemez' olduğunu duyurdu.
Kızıldeniz’de Husilerin Abluka Tehdidi
Saldırılarla eş zamanlı olarak Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'a ait gemileri Kızıldeniz'de abluka altına alacaklarını açıkladı. Husilerin sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, 'Suudi rejiminin Yemen'e yönelik saldırganlığına ve kuşatmaya devam etmesi halinde, Kızıldeniz'deki Suudi bandıralı veya Suudi şirketlere ait tüm gemileri hedef alacağız' ifadelerini kullandı. Bu tehdit, Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen küresel ticaretin yüzde 12'sini riske atıyor.
Analistler, Husilerin İran'dan aldığı gelişmiş gemisavar füzelerle Kızıldeniz'de ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Suudi Arabistan ise Kızıldeniz filosunu güçlendirirken, ABD öncülüğündeki Deniz Koalisyonu da bölgedeki devriyeleri artırdı. Ancak Husilerin elinde bulunan insansız hava araçları ve mayınlar, ticari gemiler için sürekli bir güvenlik sorunu yaratıyor.
Küresel Ekonomiye Yansımaları
Petrol fiyatları, Hürmüz'deki saldırı haberinin ardından yüzde 4,5 artarak varil başına 98 dolara yükseldi. Analistler, eğer boğaz tamamen kapanırsa petrol fiyatlarının 150 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Kızıldeniz'deki abluka tehdidi ise Asya ile Avrupa arasındaki ticaret rotasını tehdit ediyor. Lojistik şirketleri, alternatif rotalar olarak Afrika'nın güneyini değerlendirmeye başladı ancak bu, navlun maliyetlerini ikiye katlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, ham petrolünün yaklaşık yüzde 20'sini Suudi Arabistan ve Irak'tan deniz yoluyla taşıyor. Hürmüz ve Kızıldeniz'deki gerilim, akaryakıt fiyatlarını ve cari açığı artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin Kızıldeniz'deki Libya bağlantılı ticari gemileri de risk altında. Ankara, bölgede arabuluculuk girişimlerini hızlandırmalı ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için Kafkasya ve Doğu Akdeniz'deki alternatifleri değerlendirmelidir.