Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan stratejik Hürmüz Boğazı, ABD ile İran arasında yeniden gerilimin odağı haline geldi. BBC'nin deneyimli diplomatik muhabiri Barbara Plett Usher'ın hazırladığı analizde, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar suyolunda son dönemde artan sürtüşmelerin arka planı masaya yatırılıyor. İran'ın boğazı kontrol altına alma çabaları, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasıyla karşılaşınca, tansiyon son haftalarda gözle görülür biçimde yükseldi.
Gelişmenin arka planı: Stratejik bir kavşakta güç mücadelesi
Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticareti için hayati önem taşıyan bir geçit. Her gün yaklaşık 17 milyon varil petrol bu dar su yolundan geçiyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük üreticilerin ihracatının büyük bölümü bu rotayı kullanıyor. İran, coğrafi konumu sayesinde boğazın kontrolünde önemli bir avantaja sahip. Tahran yönetimi, üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletmek veya müzakere masasında elini güçlendirmek için sık sık boğazı kapatma tehdidinde bulunuyor.
Son gerilimin fitilini ateşleyen gelişme ise ABD Donanması'na ait bir destroyerin geçişi sırasında İran deniz kuvvetlerine bağlı botların taciz edici manevralar yapması oldu. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) olayı 'provokatif ve tehlikeli' olarak nitelendirirken, İran ise uluslararası sularda egemenlik haklarını kullandıklarını savunuyor. Taraflar arasında 2019'da yaşanan ve İran'ın İngiliz bayraklı bir tankere el koymasıyla sonuçlanan kriz, benzer bir tırmanışın yeniden yaşanabileceği endişelerini artırıyor.
İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda nükleer müzakerelerdeki tıkanıklıkla da doğrudan bağlantılı. Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasına karşılık ABD'nin yeni yaptırımlar açıklaması, iki ülke arasındaki gerilimi iyice tırmandırmış durumda. Uzmanlar, İran'ın boğaz üzerindeki baskıyı artırarak müzakere masasında elini güçlendirmeye çalıştığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve deniz ticareti risk altında
Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak herhangi bir kriz, küresel enerji piyasalarını anında etkileme potansiyeline sahip. 2019'daki saldırılar ve tanker alıkoyma olayları, petrol fiyatlarının bir süre yükselmesine neden olmuştu. Şu an ise durum daha karmaşık: Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji fiyatları zaten yüksek seyrediyor, Çin'deki talebin toparlanması ise arz sıkışıklığı endişelerini besliyor. Boğazda yaşanacak bir kapatma, petrol fiyatlarını varil başına 150-200 dolar seviyelerine fırlatabilir.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Körfez ülkeleri İran'ın bu hamlelerinden doğrudan etkileniyor. Suudi Arabistan ve BAE, uzun yıllardır İran'ın boğazı kapatma tehdidine karşı alternatif ulaşım yolları geliştirmeye çalışıyor. Suudi Arabistan, Kızıldeniz'e açılan boru hatlarına yatırım yaparken, BAE de Fujairah limanını genişleterek Hürmüz'e alternatif bir çıkış noktası oluşturuyor. Ancak bu alternatiflerin kapasitesi, boğazdan geçen toplam hacmin yanında hala sınırlı kalıyor.
Ortadoğu'da İran'ın artan nüfuzu ise başlı başına bir endişe kaynağı. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki vekil güçleri aracılığıyla bölgesel bir tehdit oluşturan İran, Hürmüz Boğazı'nı da bu stratejisinin bir parçası haline getirmiş durumda. ABD ise bölgedeki askeri varlığını artırarak caydırıcılığını korumaya çalışıyor. Rüstem Deniz Tatbikatı gibi ortak operasyonlarla, İran'a karşı deniz güvenliğinin sağlanması hedefleniyor.
Uluslararası toplumun bu krize yaklaşımı ise bölünmüş durumda. Avrupa Birliği, tansiyonun düşürülmesi ve diplomatik çözüm çağrıları yaparken, ABD ve İsrail daha sert bir tutum sergiliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise Çin ve Rusya'nın İran'a yönelik yaptırımlara sıcak bakmaması, uluslararası müdahaleyi zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Orta Doğu ülkelerinden ve özellikle Irak'tan karşılıyor. Irak'ın Basra Körfezi'ndeki terminallerinden yapılan ihracatın önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Boğazın kapanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açığı büyütebilir. Ayrıca Türkiye, enerji koridoru olma hedefi çerçevesinde bölgedeki güvenliği yakından izliyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'ya alternatif enerji rotaları sunmaya çalışan Ankara'nın, İran-ABD geriliminden etkilenmemek için denge politikasını sürdürmesi bekleniyor. Doğrudan bir taraf olmasa da, enerji güvenliği ve ithalat maliyetleri açısından Türkiye'nin bu krizi dikkatle takip etmesi gerekiyor.