ABD Başkanı Donald Trump ile İran Başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf arasında, İsviçre'de yürütülen nükleer müzakereler sürerken karşılıklı tehditler yükseldi. Trump Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'ın Lübnan Hizbullahı'nı 'sorun çıkarmaktan' alıkoymaması halinde Tahran'ı vurmakla tehdit ederken, Kalibaf ABD'ye 'açıklamalarına dikkat etmesi' çağrısında bulundu. Görüşmelerin kritik bir aşamaya geldiği bu dönemde iki ülke arasındaki gerilim yeniden tırmanma sinyali veriyor.
Müzakerelerin seyri ve tarafların pozisyonları
İsviçre'nin ev sahipliği yaptığı dolaylı müzakereler, ABD'nin 2018'de JCPOA'dan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) çekilmesinin ardından yıllardır yürütülen diplomatik çabaların bir parçası. Trump yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesini ve bölgesel vekil güçlerinin (Hizbullah, Husiler gibi) etkisizleştirilmesini talep ediyor. İran ise, önceki anlaşmadaki taahhütlerinin geri getirilmesini ve tüm yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor.
Trump'ın İran'ı doğrudan vurma tehdidi, müzakerelere gölge düşürürken, Kalibaf'ın uyarısı Tahran'ın diplomatik masadan çekilme ihtimalini gündeme getiriyor. Uzmanlar, bu tür söylemlerin aslında müzakere masasında el güçlendirmeye yönelik taktikler olduğunu, ancak yanlış bir adımın bölgesel bir çatışmayı tetikleyebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
İran-ABD gerginliği, Ortadoğu'da başta Irak, Suriye ve Yemen olmak üzere birçok ülkeyi doğrudan etkiliyor. Hizbullah'ın Lübnan'da devlet içinde devlet yapısı, İsrail ile süregelen çatışmalar ve Suudi Arabistan'ın bölgesel rekabeti, bu tehditlerin sadece iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkilediğini gösteriyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale çağırırken, nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarının zedelenmesinden endişe ediyor.
Petrol fiyatlarının bu tür jeopolitik gerilimlerden doğrudan etkilendiği düşünüldüğünde, küresel enerji piyasaları da tedirginlik içinde. Analistler, Trump'ın tehdidinin İran'ın petrol ihracatını daha da sınırlayabileceğini ve küresel arz sıkıntısına yol açabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD ile karmaşık ilişkiler ağına sahip. ABD'nin İran'a yönelik sert tehditleri, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlık riskini artırabilir. Ayrıca, Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşıladığı için, olası bir askeri çatışma veya yaptırımların derinleşmesi doğrudan enerji arz güvenliğini tehdit eder. Bölgedeki güç dengesi değişiklikleri, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da etkileyebilir. Ankara, bu krizi fırsata çevirerek hem Washington hem de Tahran nezdinde dengeleyici bir rol üstlenmeye çalışacaktır.