Hizbullah, İsrail ordusunun güney Lübnan'a yönelik kara harekâtını başarıyla püskürttüğünü açıkladı. Örgütün resmi kanallarından yapılan duyuruda, İsrail güçlerinin sınırdan içeri girmeye çalıştığı ancak Hizbullah savaşçılarının karşı saldırısıyla geri çekilmek zorunda kaldığı belirtildi. İsrail tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, bölgeden gelen haberler çatışmaların şiddetli olduğunu gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail-Lübnan sınırında son haftalarda artan gerilim, 7 Ekim'de Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından tırmanmıştı. İsrail, Lübnan sınırında Hizbullah'ın konuşlanmasını gerekçe göstererek kara harekâtı başlatmıştı. Hizbullah ise İsrail'in saldırılarına karşı koymak için hazırlıklı olduğunu ve geri adım atmayacağını vurguluyor. Bölgedeki gerginlik, uluslararası toplumun taraflara itidal çağrısı yapmasına yol açıyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, daha önce yaptığı konuşmalarda İsrail'e karşı her türlü saldırıya karşı koyacaklarını belirtmişti. Örgütün askeri kanadı, son yıllarda Suriye iç savaşındaki deneyimleriyle güçlenmiş durumda. Uzmanlar, Hizbullah'ın roket ve füze cephaneliğinin İsrail için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu çatışma, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir gerilim haline geldi. İran destekli Hizbullah, bölgedeki Şii milis ağının önemli bir parçası olarak görülüyor. ABD, İsrail ile birlikte Hizbullah'ı terör örgütü olarak sınıflandırırken, Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri taraflara diyalog çağrısı yapıyor. Çatışmanın büyümesi halinde, Suriye ve Irak'taki güç dengeleri de etkilenebilir. BM Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) bölgedeki varlığını sürdürüyor ancak taraflar arasında arabuluculuk girişimleri şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in Lübnan'da kara harekâtına girişmesi, 2006 savaşından bu yana en büyük askeri operasyon olarak değerlendiriliyor. Hizbullah'ın elindeki uzun menzilli füzeler, İsrail şehirlerini hedef alabilir. Arap dünyasında kamuoyu, Filistin davasına destek verirken, bazı Arap ülkeleri İsrail ile normalleşme sürecini askıya almış durumda. Bu çatışma, İsrail-Arap ilişkilerindeki hassas dengeyi daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu çatışmada doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrarın bozulmasından endişe duyuyor. Türkiye, Hizbullah'ı terör örgütü olarak sınıflandırmamakla birlikte, örgütle doğrudan bir ilişkisi bulunmuyor. Ankara, İsrail ve Lübnan arasındaki gerilimin bir an önce durması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, çatışmanın büyümesi halinde Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik riski artabilir. Suriye'deki İran destekli milislerin hareketlenmesi, Türkiye'nin terörle mücadele operasyonlarını olumsuz etkileyebilir. Ekonomik olarak ise, bölgedeki enerji hatlarının güvenliği Türkiye için kritik önem taşıyor.