Dört Hintli denizci, Türkiye kıyılarında demirli terk edilmiş bir yük gemisinde 10 aydır mahsur kalmış durumda. Maaşları aylardır ödenmeyen ve gemiyi terk etmeleri yasal olarak mümkün olmayan denizciler, umutsuzluk içinde bekliyor. Geminin sahibi şirket iflas ettiği için yeni bir mürettebat gelene kadar ayrılmaları yasak. Bu durum, uluslararası denizcilik hukukundaki boşlukları ve denizcilerin karşılaştığı insanlık dramını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Mahsur kalmanın hikâyesi
Olay, bir kargo gemisinin Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki bir limanda demirlemesiyle başladı. Gemi, mali sıkıntılar nedeniyle seferlerini durdurdu ve kısa süre sonra şirket iflas etti. Gemide kalan dört Hintli denizci, ne maaşlarını alabiliyor ne de gemiden ayrılabiliyor. Uluslararası denizcilik kurallarına göre, bir geminin terk edilmiş sayılması için gemi sahibinin belirli bir süre maaş ödememesi ve mürettebatın ihtiyaçlarını karşılamaması gerekiyor. Ancak bu süreç bürokratik engeller nedeniyle yavaş işliyor.
Denizciler, gemide temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Yardım kuruluşları ve sendikaların müdahalesiyle kısmi erzak yardımı sağlansa da, psikolojik baskı ve belirsizlik dayanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Denizciler, ailelerine dönme umudunu yitirdiklerini, yeni bir mürettebat gönderilmediği takdirde yıllarca burada kalabileceklerini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Denizcilik hukukundaki boşluk
Bu olay, uluslararası denizcilik sektöründe nadir rastlanan bir durum değil. Dünya genelinde her yıl yüzlerce gemi, mali nedenlerle terk ediliyor ve mürettebat mağdur oluyor. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesi, terk edilme durumunda mürettebatın korunmasını öngörse de, uygulama yetersiz kalıyor. Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği gemideki denizcilere insani yardım sağlamakla yükümlü, ancak hukuki süreçler uzun sürüyor. Bu vakadaki gibi, gemi sahibinin iflası durumunda denizcilerin alacakları için yasal takip başlatması gerekiyor, ancak bu da zaman alıyor.
Hintli denizcilerin dramı, özellikle Asya'dan gelen denizcilerin çalışma koşullarını yeniden gündeme taşıdı. Sendikalar, uluslararası bir fon oluşturulması ve terk edilmiş gemilerdeki mürettebatın tahliyesini hızlandıracak mekanizmalar kurulması çağrısı yapıyor. Aksi takdirde, bu tür insanlık dramları artarak devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, stratejik konumu nedeniyle yoğun deniz trafiğine ev sahipliği yapıyor ve zaman zaman terk edilmiş gemilerle karşılaşıyor. Bu olay, Türkiye'nin liman devleti olarak denizcilerin haklarını koruma konusundaki sorumluluğunu hatırlatıyor. Henüz doğrudan bir diplomatik kriz yaratmasa da, Hint denizcilerin mağduriyeti, Türkiye-Hindistan ilişkilerinde hassas bir konu haline gelebilir. Ayrıca, uluslararası denizcilik standartlarına uyum, Türkiye'nin denizcilik sektöründeki itibarı açısından önem taşıyor. Bu tür vakalar, Türk limanlarında denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.