Hintli denizcileri temsil eden sendika, ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) Kızıldeniz'de bir tankere düzenlediği saldırıya ilişkin resmi açıklamasını sorguluyor. Saldırıda üç denizci hayatını kaybetti. CENTCOM, MT Settebello isimli tankerin mürettebatının defalarca yapılan uyarılara rağmen ateş edilmesine neden olduğunu iddia ederken, Hintli denizciler birliği bu anlatımın gerçeği yansıtmadığını savunuyor.
Olayın Arka Planı
ABD Merkez Komutanlığı, 20 Ocak 2024'te Kızıldeniz'de seyreden MT Settebello isimli petrol tankerine uyarı ateşi açtıktan sonra doğrudan hedef aldığını duyurdu. CENTCOM açıklamasında, tankerin mürettebatının 'düşmanca niyetler' sergilediği ve 'birden fazla uyarıya yanıt vermediği' belirtildi. Olayda biri Hintli olmak üzere üç kişi öldü, dört kişi yaralandı.
Ancak Hintli denizcileri temsil eden Ulusal Denizciler Birliği (NUSI), olayın CENTCOM'un aktardığı gibi gelişmediğini öne sürdü. Birlik Başkanı Abdulgani Serang, 'Gemidekilerin hiçbir düşmanca niyeti yoktu. Geminin telsizle uyarıldığı iddiası doğru değil, çünkü telsiz başında bir nöbetçi vardı ve herhangi bir uyarı almadık' dedi. Serang, mürettebatın ABD güçlerine karşı herhangi bir tehdit oluşturmadığını, tam aksine geminin rutin bir seyir halinde olduğunu vurguladı.
Olay, Hintli denizciler arasında büyük tepkiye yol açarken, Hindistan hükümeti olayla ilgili soruşturma başlatılmasını talep etti. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, ölen denizcinin ailesine tazminat ödenmesi ve olayın detaylı şekilde aydınlatılması için ABD'ye nota verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Saldırı, Yemen'deki Husilerin İsrail-Hamas savaşına destek amacıyla Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Husiler, İsrail ile bağlantılı olduğunu iddia ettikleri gemileri hedef aldıklarını açıklarken, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri de bölgede devriye görevi yapıyor. Ancak MT Settebello'nun İsrail ile herhangi bir bağlantısı bulunmuyor. Gemi, İsviçre merkezli bir şirkete ait olup Malta bayrağı taşıyor.
Olay, uluslararası denizcilik topluluğunda endişe yarattı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Denizciler Federasyonu (ITF), sivil denizcilerin çatışma bölgelerinde korunması için acil önlem alınması çağrısında bulundu. ITF Genel Sekreteri Stephen Cotton, 'Denizciler savaşan taraflar değil, barışçıl ticaretin parçasıdır. Onları hedef almak uluslararası hukuka aykırıdır' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki bu tür olaylar, Türkiye'nin doğrudan ticari rotalarını etkilemektedir. Türk gemileri de bölgede seyretmekte ve Husiler ile ABD arasındaki çatışmalardan etkilenme riski taşımaktadır. Ayrıca, sivil denizcilerin hedef alınması, uluslararası hukuk açısından Türkiye'nin deniz güvenliği politikalarını yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunabilir ve deniz ticaretinin güvenliği için uluslararası işbirliğini teşvik edebilir.