Hindistan, yabancı yatırımcıların vadeli işlemler piyasasında giderek daha düşüşçü (bearish) pozisyon alması ve Ortadoğu'daki jeopolitik tırmanmanın yarattığı ek riskler nedeniyle önemli bir sermaye çıkışı tehdidiyle karşı karşıya. Geçen yılın rekor seviyelerine yaklaşan bearish kontratlar, yabancı fon yöneticilerinin Hindistan hisse senetlerine yönelik olumsuz görüşünü teyit ediyor.
Gelişmenin arka planı
Yabancı portföy yatırımcıları (FPI), 2024 yılında Hindistan'dan net 12 milyar dolardan fazla çıkış yapmıştı. Bu yılın başında bir miktar toparlanma olsa da, vadeli işlemler verileri yatırımcı duyarlılığının yeniden bozulduğunu gösteriyor. Hint rupisinin zayıflaması ve yüksek enflasyonun devam etmesi de endişeleri artırıyor.
Ortadoğu'da İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski, petrol fiyatlarını yukarı çekiyor ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari açık baskısı oluşturuyor. Analistler, İran'ın olası bir misillemesi veya Husi saldırılarının Kızıldeniz ticaretini sekteye uğratması durumunda sermaye akışının daha da hızlanabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan, gelişmekte olan piyasalar içinde en çok yabancı yatırım çeken ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak global risk iştahının azalması ve Fed'in faiz indirimlerini geciktirmesi, gelişmekte olan ülke varlıklarına olan ilgiyi azaltıyor. Bu durumda yabancı yatırımcılar, Hindistan yerine daha güvenli limanlara (ABD Hazine tahvilleri gibi) yönelebilir.
Çin'in de sermaye çıkışı yaşadığı bir dönemde, Asya'nın iki büyük ekonomisinde eşzamanlı yabancı çıkışı, bölgesel finansal istikrarı tehdit edebilir. Hindistan Merkez Bankası, rupiyi korumak için döviz rezervlerinden müdahale ediyor, ancak bu rezervler sürekli kullanılamaz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki bu gelişme, küresel sermaye akışlarının kırılganlığını ve jeopolitik risklerin ekonomilere etkisini göstermesi açısından önemli. Türkiye de benzer şekilde yabancı yatırımlara bağımlı bir ekonomi olarak, Ortadoğu'daki gerginliklerden ve global risk iştahındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Artan petrol fiyatları, enerji ithalatçısı olarak Türkiye'nin cari açığını genişletebilir. Ayrıca, yabancı yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan çıkışı, Türk varlıklarına olan talebi de baskılayabilir, bu da döviz kurlarında oynaklık yaratabilir. Türkiye, Hindistan gibi ülkelerle aynı sermaye akışı risk havuzunda yer aldığından, bu tür küresel eğilimlerin yakından izlenmesi gerekiyor.