ABD ile İran arasında stratejik Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda tırmanan askeri söylem ve karşılıklı saldırı tehditleri, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden oldu. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, pazartesi günü yüzde 4'ten fazla artarak 87 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda olası bir çatışmanın, enerji piyasalarını altüst edebileceği uyarısında bulunuyor. Washington ve Tahran yönetimleri, son günlerde birbirlerine yönelik sert açıklamalarla gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı'nda savaş söylemleri
Olayların fitilini ateşleyen son gelişme, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) geçen hafta yaptığı bir açıklamaydı. Açıklamada, İran'a ait sürat teknelerinin, uluslararası sularda seyreden bir ABD savaş gemisine tacizde bulunduğu iddia edildi. Buna karşılık İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin bölgedeki varlığını "gayrimeşru" olarak nitelendirerek, Boğaz'ı kontrol altına alacak yeni askeri tatbikatlar düzenleyeceğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, herhangi bir saldırıya "ağır bir bedel" ödeteceklerini söylerken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Tahran'a yönelik yeni yaptırımların sinyalini verdi.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne ve Hint Okyanusu'na bağlayan yaklaşık 33 kilometre genişliğindeki kritik bir geçittir. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçılarının ham petrolünün büyük kısmı bu boğazdan tankerlerle taşınır. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, günde yaklaşık 17 milyon varil petrol bu güzergahı kullanıyor. Boğazın en dar noktası sadece iki gidiş-geliş şeridi kadar olduğu için, buradaki herhangi bir askeri müdahale küresel enerji akışını anında sekteye uğratabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Piyasalar alarmda
Petrol fiyatlarındaki bu ani sıçrama, sadece arz endişelerinden değil, aynı zamanda bölgesel bir savaşın çıkabileceği korkusundan kaynaklanıyor. 2019 yılında benzer bir gerilim sırasında, İran destekli güçlerin Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine dronlarla saldırması, küresel petrol arzının yüzde 5'ini geçici olarak kesintiye uğratmış ve fiyatları tarihi seviyelere fırlatmıştı. Şimdi ise jeopolitik risk primi, daha önce görülmemiş boyutlara ulaşmış durumda. Analistler, İran'ın boğazı mayınlayarak veya askeri gemilerle bloke etmesi halinde, Asya ve Avrupa'ya yapılan petrol sevkiyatının haftalarca durabileceğini belirtiyor.
Küresel ölçekte, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları bu gelişmeden en fazla etkilenecek ülkeler arasında. ABD ise son yıllarda kendi kaya gazı üretimini artırarak Orta Doğu petrolüne bağımlılığı azalttı; ancak Asya ve Avrupa'daki müttefikleri için artan maliyetler endişe yaratıyor. NATO ve Avrupa Birliği, bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunurken, Rusya ve Çin ise İran'a verdikleri desteği yineliyor. Bu durum, uluslararası sistemdeki bloklaşmayı daha da derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir krizden doğrudan etkilenir. Irak ve Rusya'dan alternatif tedarik yolları olsa da, spot piyasalarda oluşacak fiyat artışı Türkiye'nin enerji faturasını ciddi biçimde yükseltebilir. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki gerginlik, Ankara'nın Tahran'la olan ticari ilişkilerini ve enerji işbirliğini de riske atar. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran'la dengeli bir politika izlemek zorunda; bu nedenle bölgede tampon rolü oynaması beklenebilir. Krizin tırmanması halinde, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası üzerinde baskı oluşacaktır.