Hindistan’da üniversite öğrencilerinin başlattığı protesto dalgası, polisin saçma sapan (pellet gun) kullandığı iddialarıyla uluslararası gündeme oturdu. Ortaya çıkan video görüntüleri, güvenlik güçlerinin özellikle Delhi ve Uttar Pradesh’teki kampüslerde öğrencilere karşı bu silahları kullandığını gösteriyor. Saçma sapanlar, ölümcül olmayan ancak ciddi yaralanmalara yol açabilen mühimmattır. Göstericiler, sınav sistemi değişiklikleri ve işsizlik gibi sorunları protesto ediyor. Polis ise ‘gerekli önlemleri aldığını’ savunuyor. İnsan hakları örgütleri, kullanılan yöntemin orantısız güç anlamına geldiğini belirterek soruşturma çağrısı yapıyor.
Gelişmenin arka planı
Protestolar, Hindistan hükümetinin üniversite sınav sisteminde yaptığı değişikliklerle başladı. Öğrenciler, yeni sistemin adil olmadığını ve özellikle alt kast ve düşük gelirli ailelerin çocuklarını dezavantajlı hale getirdiğini savunuyor. Ancak eylemler kısa sürede ülke geneline yayıldı ve işsizlik, yolsuzluk gibi daha geniş toplumsal sorunları da kapsadı. Delhi’deki Jawaharlal Nehru Üniversitesi (JNU) ve Aligarh Müslüman Üniversitesi (AMU) gibi okullar eylemlerin merkezi haline geldi.
Polisin müdahalesi ise tartışmaları alevlendirdi. Videolar, polisin öğrencilere yakın mesafeden saçma sapan ateşlediğini gösteriyor. Mağdurlar arasında öğrenci liderlerinin yanı sıra kadın öğrenciler de bulunuyor. Saçma sapanların ciltte derin yaralar açtığı ve bazı öğrencilerin hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Polis yetkilileri, ’kalabalığı kontrol etmek için’ bu silahların kullanıldığını ve talimatlara uygun davranıldığını ifade etti. Ancak Hindistan Yüksek Mahkemesi ve insan hakları komisyonları olaya el attı.
Bölgesel veya küresel boyut
Hindistan’daki protestolar, genç nüfusun artan işsizlik ve eğitim sorunlarına karşı duyduğu öfkenin bir yansıması. Ülkede 25 yaş altı nüfusun oranı %40’ın üzerinde ve gençler arasında işsizlik oranı %20’lere ulaşmış durumda. Bu durum, Güney Asya’da benzer demografik yapıya sahip ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor. Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, polisin orantısız güç kullanımını kınarken, Hindistan hükümetine protestocularla diyalog çağrısında bulundu. Çin ve Pakistan gibi bölgesel rakipler de olayı yakından izliyor. Çin devlet medyası, Hindistan’daki ‘kaosu’ eleştirirken, Pakistan Dışişleri Bakanlığı ’demokratik haklara saygı gösterilmesi’ çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’daki öğrenci protestoları ve polisin müdahalesi, Türkiye’nin dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ölçekte gençlik hareketlerinin ve polis şiddetinin tartışıldığı bir dönemde yaşanması itibarıyla önemli. Türkiye, son yıllarda Gezi Parkı protestoları gibi benzer olaylar yaşamış bir ülke olarak, bu tür gelişmeleri demokratik haklar ve güvenlik dengesi bağlamında değerlendiriyor. Ayrıca Hindistan, Türkiye’nin Asya’daki önemli ticaret ortaklarından biri. İki ülke arasındaki ilişkilerde insan hakları söylemi giderek daha fazla öne çıkıyor. Ankara’nın bu olayda tarafsız bir tutum sergilemesi ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm çağrısı yapması beklenebilir. Öte yandan, Hindistan’daki siyasi istikrarsızlık, Güney Asya’daki güç dengesini etkileyebileceği için Türkiye’nin bölgesel politikalarında dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.