WASHINGTON — ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın talimatıyla İran’a yönelik hava saldırılarını 12. gece üst üste tamamladığını açıkladı. Pentagon tarafından 22 Temmuz’da yapılan yazılı açıklamada, son vuruşun İran’ın doğusundaki askeri tesislere yapıldığı ve tüm hedeflerin imha edildiği belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) operasyonların, İran’ın bölgedeki vekil güçlerine lojistik destek sağlayan altyapıyı çökertmeyi amaçladığını duyurdu. Bu, ABD tarihinde bir ülkeye karşı bu kadar uzun süreli kesintisiz hava harekatı olarak kayıtlara geçti.
Saldırıların Arka Planı: Körfez’de Gerilim Tırmanıyor
Gerginlik, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere el koyması ve Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarının ardından başladı. Beyaz Saray, İran’ın bölgedeki istikrarı tehdit ettiğini ve saldırıların ‘orantılı ve caydırıcı’ olduğunu savundu. Ancak Tahran yönetimi, saldırıları ‘savaş ilanı’ olarak nitelendirerek misilleme tehdidinde bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, “ABD’nin her saldırısına daha sert bir yanıt vereceğiz” dedi. Analistler, bu saldırıların İran’ın nükleer programını durdurmayı hedeflemediğini, daha çok bölgesel vekil güçlerinin hareket kabiliyetini sınırlamaya yönelik olduğunu belirtiyor.
Saldırıların 12. geceye ulaşması, ABD iç siyasetinde de tartışma yarattı. Demokrat Partili senatörler, Kongre’nin savaş yetkisinin ihlal edildiğini savunurken, Başkan Trump “Bu saldırılar, Amerikan halkını korumak için gerekliydi” yanıtını verdi. Öte yandan, uluslararası toplumdan taraflara itidal çağrıları yükseliyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Bölge bir uçurumun kenarında” uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Güvenlik Dengesi
Gelişmeler, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı saldırıların başlamasından bu yana yüzde 8 artışla 82 dolar seviyesine ulaştı. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu noktada kritik önem taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin operasyonlarına destek verirken, Katar ve Umut, diplomatik çözüm çağrılarını yineledi. Rusya, saldırıları ‘provokasyon’ olarak nitelendirirken, Çin her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu. NATO ise ABD’nin kendini savunma hakkını tanıdığını ancak çatışmanın yayılmasından endişe duyduğunu açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. İran’a yönelik saldırılar, Türkiye’nin komşusu İran ile ticaret hacmini olumsuz etkileyebilirken, olası bir misilleme harekâtı Türkiye sınırına sığınmacı akışını hızlandırabilir. Ankara, şu ana kadar çatışmanın dışında kalırken, Dışişleri Bakanlığı “tansiyonun düşürülmesi” çağrısında bulundu. Türkiye’nin Rusya ve İran ile yürüttüğü Astana süreci, bu yeni gerilim ortamında daha da karmaşık bir hal alabilir. Ayrıca, ABD’nin sert askeri müdahalesi, Türkiye’nin PKK/YPG’ye karşı Irak ve Suriye’de yürüttüğü operasyonlarda ABD’nin tutumunu da etkileyebilir. Sonuç olarak, Türkiye’nin çıkarları, hem İran’la ekonomik ilişkilerin sürdürülmesini hem de bölgesel barışın korunmasını gerektiriyor.