Hindistan'ın Rajasthan eyaletinde 47 yaşındaki dul bir anne, kızının geleceğini güvence altına almak için 3 kilometrelik bir yarışa yalınayak katıldı. Sosyal medyada viral olan görüntüler, ülkenin kronik eğitim krizini ve yoksullukla mücadelede yaşanan zorlukları yeniden gündeme taşıdı. Kadının, kızını devlet destekli bir okula kaydettirebilmek için düzenlenen seçmelere hazırlıksız ve terlikle katılması, milyonlarca Hintli ailenin benzer çaresizliğini simgeliyor.
Eğitimde Fırsat Eşitsizliği ve Yoksulluk Döngüsü
Olay, Hindistan'ın kırsal bölgelerinde eğitim altyapısının ne denli yetersiz olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ülke genelinde devlet okullarına erişim sınırlı; özellikle kız çocuklarının eğitimi, ekonomik ve kültürel engellerle karşı karşıya. Hükümetin son yıllarda başlattığı "Her Çocuk İçin Eğitim" kampanyalarına rağmen, okullaşma oranı özellikle kırsal kesimde düşük seyrediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Hindistan'da 6-14 yaş arası çocukların yaklaşık %30'u okula gitmiyor; bu oran kız çocuklarında daha da yüksek.
Uzmanlar, pandemi sonrası ekonomik çöküşün aileleri çocuklarını okuldan almaya zorladığını belirtiyor. Dul kadınlar, eşlerini kaybettikten sonra sosyal güvenceden yoksun kalıyor ve çocuklarının eğitimi için ek gelir sağlamak zorunda kalıyor. Kadının yalınayak koşması, hem fiziksel hem de mecazi bir mücadeleyi temsil ediyor: Eğitim hakkına erişim için verilen amansız savaş.
Viral Olay ve Kamuoyu Tepkisi
Sosyal medyada hızla yayılan video, kısa sürede milyonlarca görüntülenme aldı. Kullanıcılar, kadının azmi karşısında duygusal mesajlar paylaşırken, hükümetin eğitim politikalarını eleştirdi. Bazı sivil toplum kuruluşları, olayın ardından bölgede eğitim desteği kampanyası başlattı. Ancak uzmanlar, bu tür bireysel çabaların sistemik sorunları çözmeye yetmeyeceğini vurguluyor. Hindistan'da eğitim harcamalarının GSYH'ye oranı %3 civarında; bu, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında.
Olay, aynı zamanda Hindistan'ın toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki açmazını da gözler önüne seriyor. Kız çocuklarının eğitimi, aileler için ekonomik bir yük olarak görülüyor ve erken evlilikler yaygın. Hükümetin kız çocuklarına yönelik teşvik programları olsa da, bürokratik engeller ve yolsuzluk nedeniyle bu destekler yerine ulaşmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan, dünyanın en kalabalık ülkesi olarak genç nüfusunu eğitme konusunda büyük bir sınav veriyor. Eğitimdeki eşitsizlik, ülkenin ekonomik büyümesini ve küresel rekabet gücünü tehdit ediyor. Dünya Bankası raporlarına göre, Hindistan'da her yıl milyonlarca öğrenci temel becerilerden yoksun mezun oluyor. Bu durum, ülkenin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamasını zorlaştırıyor.
Küresel ölçekte ise, COVID-19 salgını sonrası eğitim krizleri derinleşti. UNESCO, dünya genelinde 1,6 milyar öğrencinin eğitiminin kesintiye uğradığını bildirdi. Hindistan'da okulların uzun süre kapalı kalması, dijital uçurumu büyüttü; internet erişimi olmayan milyonlarca çocuk eğitimden tamamen koptu. Hükümetin dijital eğitim hamleleri, altyapı yetersizliği nedeniyle sınırlı kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki eğitim krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel eğitim trendleri ve gelişmekte olan ülkelerin karşılaştığı ortak sorunlar açısından ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda eğitimde kitleselleşme ve altyapı yatırımlarıyla önemli mesafe kat etti; ancak kırsal bölgelerde ve kız çocuklarının okullaşmasında hâlâ bölgesel farklılıklar mevcut. Hindistan örneği, ekonomik kalkınmanın eğitimle desteklenmediği takdirde sürdürülemez olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma iş birliği politikalarında eğitim projelerine öncelik vermesi, bölgesel istikrar ve uzun vadeli diplomatik ilişkiler açısından stratejik bir hamle olabilir. Bu tür krizler, küresel göç dalgalarını da tetikleyerek Türkiye'yi dolaylı yoldan etkileyebilir.