Hindistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uzun süredir müzakere edilen ikili ticaret anlaşması, birbirine zıt yönlerde ilerleyen iç ekonomi politikaları, ani yargı kararları ve Washington’un yeni gümrük tarifesi soruşturmaları nedeniyle hâlâ sonuçlanamadı. İki ülke yetkilileri yıllardır süren görüşmelerde anlaşma sağlanmasına ramak kala, sürecin sürekli yeni engellerle karşılaşması dikkat çekiyor. Trump yönetimi döneminde başlatılan, Biden döneminde de devam eden müzakereler, her iki tarafın da önceliklerini netleştirememesi nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Özellikle Hindistan’ın yüksek tarifeleri, ABD’nin tarım ve süt ürünleri ihracatına getirdiği kısıtlamalar ile Washington’un Hindistan’dan ithal edilen çelik ve alüminyuma uyguladığı ek vergiler en büyük anlaşmazlık başlıklarını oluşturuyor.
İç Politika Çelişkileri Müzakere Sürecini Tıkıyor
Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümeti, yerli üreticileri koruma amacıyla ihracatı teşvik programları ve ithalat vergileri uygularken, aynı anda ABD ile serbest ticaret anlaşması imzalama niyetini dile getiriyor. Bu iki hedef arasındaki çelişki, ABD’li müzakereciler tarafından "yürüyemeyen bir strateji" olarak nitelendiriliyor. Örneğin, Hindistan’ın tıbbi cihazlardan akıllı telefonlara kadar yüzlerce ürüne uyguladığı yüksek gümrük vergileri, ABD’li teknoloji ve sağlık şirketlerinin pazara girişini zorlaştırıyor. Öte yandan, ABD’nin Hindistan’dan ithal edilen tekstil ve mücevherata yönelik tarifeleri de Yeni Delhi’nin ihracatçılarını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle taraflar, tarifelerin karşılıklı olarak düşürülmesi konusunda ilerleme kaydedemiyor.
Bununla birlikte, Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin geçtiğimiz aylarda bazı ithalat vergilerinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetmesi, hükümetin müzakere pozisyonunu zayıflattı. Mahkeme, özellikle elektronik eşya ve makine parçaları üzerindeki yüksek vergilerin kaldırılmasını isterken, Modi yönetimi bu karara karşı çıkarak yerel sanayiyi korumak için yeni düzenlemeler hazırlığına girişti. Bu durum, ABD’li müzakerecilere Hindistan’ın istikrarlı bir ticaret politikası izlemediği izlenimini verdi.
Yeni ABD Tarifeleri Anlaşmayı Daha da Zorlaştırıyor
ABD Ticaret Temsilciliği, kısa süre önce Hindistan’ın dijital hizmet vergisi ve bazı yazılım ürünlerine yönelik kısıtlamaları nedeniyle yeni bir soruşturma başlattı. Bu soruşturma sonucunda, ABD’nin Hindistan menşeli bilişim hizmetlerine ek gümrük vergisi getirmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu adımın iki ülke arasındaki ticaret savaşını derinleştirerek anlaşma umutlarını daha da azaltacağını belirtiyor. Özellikle Hindistan’ın büyüyen teknoloji sektörü, ABD pazarına bağımlı olduğu için yeni tarifelerden ciddi şekilde etkilenecek. Buna karşılık Hindistan, ABD’nin çelik ve alüminyum vergilerine misilleme olarak ceviz, badem ve elma gibi tarım ürünlerine ek vergi koymayı değerlendiriyor. Bu durum, iki ülkenin temel ihracat kalemlerine darbe vurarak anlaşma müzakerelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Küresel ölçekte, Hindistan-ABD ticaret anlaşmasının sonuçlanamaması, Çin'in bölgedeki ekonomik nüfuzunu güçlendiriyor. Yeni Delhi, Pekin ile sınır anlaşmazlıkları yaşarken, ABD ile ticari bağlarını derinleştirme hedefi stratejik bir öneme sahipti. Ancak mevcut tıkanıklık, Hindistan'ı alternatif ticaret ortakları arayışına itiyor. Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşması müzakerelerine hız veren Hindistan, ABD ile süreçte ilerleme kaydedemezse Asya-Pasifik bölgesinde Çin'in etkisi artabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan-ABD ticaret anlaşmasının askıda kalması, küresel tedarik zincirlerindeki belirsizliği artırarak Türkiye’nin ihracat stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Zira Türkiye, özellikle tekstil, otomotiv yan sanayii ve beyaz eşya gibi sektörlerde hem ABD hem de Hindistan ile rekabet eden bir ülke konumunda. Anlaşmanın gerçekleşmemesi halinde Türkiye, ABD pazarında Hindistan’a karşı avantajlı olabileceği gibi, Hindistan’ın alternatif ortak arayışları kapsamında Türkiye ile ikili ticareti artırma fırsatı da doğabilir. Ancak bu fırsatların değerlendirilmesi, Ankara’nın hem Washington hem de Yeni Delhi ile dengeli bir dış politika yürütmesine bağlı. Ayrıca, küresel ticaretteki korumacı eğilimlerin artması, Türkiye’nin Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmaları yoluyla açık ekonomi modelini sürdürme çabalarını zorlaştırabilir.