Bir zamanlar Arap ve Avrupa pazarlarına ulaşan kıyafetleriyle tanınan Suriye, iç savaşın yıktığı tekstil sektörünü yeniden inşa etmek için kolları sıvadı. Halep'te yıllardır düzenlenen en büyük ticaret fuarı, bu hafta kapılarını ziyaretçilere açtı. Gözler, yaptırımların kalkması ve yatırımcıların geri dönüşüyle birlikte bu dünyanın yeniden canlanıp canlanamayacağına çevrilmiş durumda.
Yıkılan bir devin yeniden doğuşu
Suriye'nin kuzeyindeki Halep, tarih boyunca tekstil üretiminin kalbi oldu. Osmanlı döneminden miras kalan ipek ve pamuk işlemeciliği, 20. yüzyılda modern fabrikalarla buluştu. 2011'de başlayan iç savaştan önce Suriye, bölgesel bir tekstil üssü konumundaydı; üretilen giysiler Irak, Ürdün, Suudi Arabistan ve Avrupa ülkelerine ihraç ediliyordu. Ancak çatışmalar, fabrikaları yerle bir etti; makineler yağmalandı, işçiler ülkeyi terk etti.
Bugün Halep'teki sanayi bölgeleri, savaşın izlerini taşıyor. Yıkık duvarlar ve hurdaya dönmüş makineler arasında yeniden inşa çabaları dikkat çekiyor. Son yıllarda hükümetin çağrısıyla bazı yatırımcılar geri dönmeye başladı. Eylül ayında düzenlenen fuara, aralarında İranlı ve Türk iş insanlarının da bulunduğu onlarca katılımcı geldi. Fuarın organizatörlerinden Muhammed el-Halil, "Bu fuar, Suriye'nin yeniden üretim üssü olabileceğinin kanıtı", diyor.
Bölgesel boyut ve suriye'nin geleceği
Suriye'nin tekstil sektöründeki toparlanma, sadece ekonomik değil siyasi bir önem de taşıyor. Beşşar Esed yönetimi, uluslararası toplumla normalleşme sürecini hızlandırmak için ekonomik kalkınmayı ön plana çıkarıyor. Körfez ülkeleri ve Mısır ile artan ilişkiler, yeni ticaret kapıları aralayabilir. Ancak uzmanlar, altyapının büyük ölçüde tahrip olduğunu ve kalıcı bir toparlanmanın yıllar alabileceğini vurguluyor.
Batılı yaptırımların kalkması, yatırımcılar için kritik bir adım oldu. 2023'ten bu yana bazı Avrupa ülkeleri, insani ticaret kapsamında kısmi açılımlar yapmıştı. Şimdi ise özellikle Türk firmaları Halep'e yakınlığı nedeniyle fırsatları değerlendirmek istiyor. Ancak güvenlik riskleri ve yasal belirsizlikler hâlâ önemli engeller arasında. Fuarda stant açan Türk tekstilci Ahmet Yılmaz, "Suriye pazarı yeniden doğabilir ama bu uzun soluklu bir maraton", ifadelerini kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'de tekstil sektörünün yeniden canlanması, Türkiye için hem ekonomik hem stratejik fırsatlar barındırıyor. Türk şirketleri, Gaziantep ve Kilis üzerinden Halep'e kara yoluyla tedarik sağlayabilir; maliyet avantajı elde edebilir. Ancak Suriye'nin üretim kapasitesi artarsa, Türkiye'nin bölgedeki tekstil ihracatındaki egemenliği risk altına girebilir. Bu nedenle Ankara, Suriye ile ilişkileri dengede tutarak hem yatırım imkânlarını değerlendirmeli hem de kendi sektörünü korumalıdır. Ayrıca, Suriye'nin istikrara kavuşması, göç dalgalarını yavaşlatabilir ve sınır güvenliğini olumlu etkileyebilir. Türkiye için bu gelişme, bölgesel iş birliği ve rekabetin iç içe geçtiği hassas bir denge anlamına geliyor.