Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde son üç ay içinde dokuz kadının cesedinin bulunması, ülkede toplumsal cinsiyet temelli şiddete ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi. Yetkililerin açıklamalarına göre, cesetler farklı bölgelerde ve farklı zamanlarda keşfedildi; bazıları parçalanmış halde bulundu. Kadın hakları savunucuları, yıllardır artan şiddet vakalarına karşı uyarılarda bulunulmasına rağmen yeterli önlem alınmadığını belirtiyor. Ülke genelinde kadınlar, her an saldırıya uğrama korkusuyla yaşıyor.
Cinayetlerin Arka Planı ve Resmi Tutum
Polis kayıtlarına göre, son kurbanlardan biri 28 yaşındaki bir öğrenci olan Naledi Mokoena'ydı; Mokoena'nın cesedi Soweto'da bir arazide bulundu. Diğer kurbanlar arasında 19 yaşında bir üniversite öğrencisi ve 45 yaşında bir anne de bulunuyor. Yetkililer, bazı vakaların seri cinayet olabileceği ihtimali üzerinde duruyor ancak doğrudan bir bağlantı henüz kanıtlanmadı. Johannesburg Emniyet Müdürü Themba Dlamini, yaptığı basın açıklamasında, "Bu vahşeti kınıyoruz. Failleri adalet önüne çıkarmak için özel bir ekip kurduk" dedi. Ancak yerel halk, polisin yavaş hareket ettiğini ve vakaların üstünün örtbas edildiğini düşünüyor.
Güney Afrika, dünyada kadına yönelik şiddetin en yaygın olduğu ülkelerden biri. Son istatistiklere göre, ülkede her gün yaklaşık 10 kadın öldürülüyor. 2020'de ilan edilen ulusal afet durumuna rağmen, hükümetin somut adımlar atmadığı eleştirisi yaygın. Kadın hakları örgütleri, yasaların uygulanmadığını ve polisin yetersiz kaldığını vurguluyor.
Kadınların Yıllardır Süren Çığlığı
Uluslararası Af Örgütü'nün Güney Afrika temsilcisi Sibusiso Mahlangu, "Kadınlar yıllardır sokaklarda ve sosyal medyada seslerini yükseltiyor. Ancak ne hükümet ne de kolluk kuvvetleri bu çağrılara kulak veriyor. Artık acil eylem planı istiyoruz" ifadelerini kullandı. Ülkede 2019'da başlatılan "#AmINext" kampanyası, kadın cinayetlerine dikkat çekmiş ve geniş yankı uyandırmıştı. Ancak o günden bu yana kayda değer bir iyileşme sağlanamadı.
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, geçtiğimiz yıl yaptığı konuşmada toplumsal cinsiyet temelli şiddeti "ulusal bir kriz" olarak tanımlamış ve mağdurlar için özel mahkemeler kurulacağını duyurmuştu. Fakat bu mahkemelerin sayısı halen yetersiz. Kadınlar, gece sokağa çıkmaktan korkuyor, toplu taşıma kullanmaktan çekiniyor ve işe giderken bile tedirginlik yaşıyor. Psikolog Dr. Zanele Khumalo, "Sürekli bir tehdit altında yaşamak, kadınların ruh sağlığını bozuyor. Travma sonrası stres bozukluğu vakaları arttı" diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Afrika, Afrika kıtasında kadın cinayetlerinin en yüksek olduğu ülkelerden biri. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Afrika'da her yıl binlerce kadın aile içi şiddet veya cinsel saldırı sonucu hayatını kaybediyor. Bu durum, kıta genelinde kadın hakları mücadelesinin önemini artırıyor. Uluslararası toplum, Güney Afrika hükümetine daha etkili politikalar geliştirmesi çağrısında bulunuyor. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD, insan hakları raporlarında Güney Afrika'yı sık sık eleştiriyor. Ancak ekonomik ilişkiler ve yatırımlar nedeniyle bu eleştiriler genellikle yumuşak bir dille ifade ediliyor.
Kadın cinayetleri, sadece Güney Afrika'nın değil, birçok ülkenin ortak sorunu. Son yıllarda Latin Amerika'da "Ni Una Menos" (Bir Kadın Daha Eksik Olmasın) hareketi, İspanya'da ve Türkiye'de benzer kampanyalar düzenlendi. Dünya Sağlık Örgütü, kadına yönelik şiddetin küresel bir salgın olduğunu belirtiyor. Güney Afrika'daki bu son vakalar, sorunun ne kadar acil olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki kadın cinayetleri, Türkiye'deki kadın hakları tartışmalarıyla paralellik gösteriyor. Türkiye'de de kadına yönelik şiddet ve cinayetler sıkça gündeme geliyor; 2021'de İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, kadın örgütlerinin tepkisini çekmişti. Bu tür olaylar, Türkiye'nin uluslararası alanda kadın hakları konusundaki imajını etkileyebilir. Ayrıca, Güney Afrika ile ekonomik ve siyasi ilişkileri olan Türkiye'nin, bu ülkedeki insan hakları ihlallerine karşı tutumu, Afrika açılımı politikaları çerçevesinde değerlendirilebilir. Kadın cinayetleri küresel bir sorun olduğundan, Türkiye'nin de bu konuda uluslararası iş birliklerine daha fazla katılması bekleniyor.