Şili'nin eski Devlet Başkanı Michelle Bachelet, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği adaylığından çekildiğini açıkladı. Bachelet'nin kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan gayri resmi oylamada (straw poll) desteğinin beklenenin altında kalması sonrasında geldi. Böylece Genel Sekreterlik yarışındaki aday sayısı yediye düştü. Bachelet, 2018-2022 yılları arasında Şili Devlet Başkanlığı yapmış, öncesinde BM Kadın Birimi'nin ilk İcra Direktörü ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev almıştı.
Adaylığın Arka Planı ve Çekilme Kararı
Michelle Bachelet, 2026'da görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in yerine geçmek için adaylığını koymuştu. BM Genel Sekreteri'nin seçimi, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olan ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere'nin veto yetkisi nedeniyle karmaşık bir süreç izler. Bachelet, özellikle Latin Amerika ve Karayipler grubundan destek bekliyordu. Ancak Güvenlik Konseyi'nde yapılan gayri resmi oylamada, daimi üyelerden bazılarının çekimser kalması veya olumsuz oy kullanması, Bachelet'in şansını azalttı. Bachelet'nin ekibi, oylama sonuçlarının ardından adaylığın sürdürülebilir olmadığını değerlendirdi. Bachelet yaptığı yazılı açıklamada, "BM'nin daha güçlü, daha adil ve daha etkili bir örgüt olması için çalışmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı. Çekilme kararı, BM içindeki dengeler açısından önemli bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor.
BM Genel Sekreterlik Yarışında Son Durum
Bachelet'nin çekilmesiyle birlikte yarışta kalan adaylar arasında şu isimler bulunuyor: Mevcut Genel Sekreter Antonio Guterres'in yeniden aday olup olmayacağı belirsizliğini korurken, resmi olarak adaylığını açıklayan isimler arasında eski Portekiz Başbakanı ve BM Mülteciler Yüksek Komiseri António Guterres (2017'den beri görevde), ancak ikinci dönem için henüz resmi açıklama yapmadı. Diğer adaylar arasında Doğu Timor Devlet Başkanı José Ramos-Horta, eski Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, eski Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, eski Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, eski Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales ve eski Nijerya Maliye Bakanı Ngozi Okonjo-Iweala gibi isimler yer alıyor. Ancak bazı adaylar henüz resmi başvuru yapmadı. BM Genel Sekreterliği için resmi seçim süreci, Güvenlik Konseyi'nin aday belirlemesi ve Genel Kurul'un onayıyla gerçekleşir. Bachelet'nin çekilmesi, Latin Amerika'nın aday çıkaramama riskini artırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM Genel Sekreterliği, dünya siyasetinde kritik bir konum. Örgütün 193 üyesi arasında uzlaşma sağlamak, iklim değişikliğinden barışı koruma operasyonlarına kadar geniş bir yelpazede sorumluluk taşıyor. Bachelet'nin adaylığı, özellikle kadın bir liderin BM'nin en üst koltuğuna oturması açısından sembolik önem taşıyordu. BM tarihinde henüz bir kadın Genel Sekreter görev yapmadı. Bachelet'nin çekilmesi, bu yöndeki beklentileri zayıflattı. Ayrıca, ABD-Çin rekabeti ve Rusya'nın BM içindeki etkisi, Genel Sekreter seçimini giderek jeopolitik bir mücadeleye dönüştürüyor. Batılı ülkeler, insan hakları ve demokrasi vurgusu yapan bir adayı desteklerken, Rusya ve Çin daha çok kendi bölgesel çıkarlarına uygun, az gelişmiş ülkelerden bir adayı tercih edebilir. Bachelet'nin insan hakları karnesi, özellikle Çin'in Xinjiang politikaları ve Rusya'nın Ukrayna işgali konusundaki tutumu nedeniyle bu ülkelerin vetosuyla karşılaşmış olabilir. Bu durum, BM'nin etkinliği tartışmalarını da derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Sekreterliği seçiminde aktif bir rol oynamasa da, adayların pozisyonları Ankara'nın dış politikası açısından önem taşıyor. Bachelet, insan hakları ve kadın hakları konusundaki duyarlılığıyla biliniyor; Türkiye'nin Küresel Güney ile Batı arasında denge politikası izlediği bir dönemde, BM'nin gelecekteki liderinin Suriye, Filistin, Kıbrıs ve Azerbaycan-Ermenistan gibi konulardaki tutumu belirleyici olacak. Ayrıca, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi reformu ve "Dünya Beşten Büyüktür" söylemi, yeni Genel Sekreter'in reform taahhütleriyle yakından ilgili. Bachelet'nin çekilmesi, Türkiye'nin BM içindeki stratejik hesaplarını doğrudan etkilemese de, adaylık yarışının seyri, Ankara'nın çok taraflı diplomasi hamlelerini şekillendirebilir.