Güney Afrika'da aylardır süren ve çoğunlukla Afrikalı göçmenleri hedef alan yabancı düşmanı şiddet olayları, artık uluslararası yargının gündeminde. Gana vatandaşları, yaşanan şiddetin soruşturulması talebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (ICC) resmi başvuruda bulundu. Başvuruda, Güney Afrika'da özellikle son aylarda artan saldırılarda ölümlerin ve yaralanmaların yaşandığı, polisin ise olaylara müdahale etmekte yetersiz kaldığı belirtiliyor. Şiddetin, ekonomik kriz ve yüksek işsizlik oranlarının gölgesinde, göçmenlerin iş imkanlarını ellerinden aldığı algısıyla tetiklendiği ifade ediliyor. Gana'nın başkenti Akra'da düzenlenen basın toplantısında konuşan sivil toplum temsilcileri, ICC'nin bu başvuruyu dikkate alarak Güney Afrika hükümetini sorumlu tutmasını istediklerini dile getirdi. Başvurunun özellikle, Güney Afrika'nın da taraf olduğu Roma Statüsü'ne dayandırıldığı ve insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Gelişmenin arka planı
Güney Afrika, uzun yıllardır komşu ülkelerden gelen yoğun göç dalgasıyla karşı karşıya. Özellikle Zimbabwe, Nijerya, Somali ve Gana gibi ülkelerden gelen göçmenler, ülkenin en büyük şehirleri olan Johannesburg, Durban ve Cape Town başta olmak üzere birçok kentte yaşıyor. Ancak bu göçmenler, zaman zaman yerel halkla gerilim yaşıyor. Ekonomik durgunluk, işsizlik ve yetersiz kamu hizmetleri, göçmenleri suçlayan popülist söylemleri besliyor. Son dönemde yaşanan olaylarda ise özellikle iş yerlerinin yağmalanması ve göçmenlere ait dükkanların kundaklanması gibi saldırılar öne çıkıyor. Saldırılarda onlarca göçmen yaralanırken, bazıları hayatını kaybetti. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, şiddeti kınayan açıklamalar yapmasına rağmen, güvenlik güçlerinin olaylara etkin müdahale edemediği eleştirileri sürüyor. Sivil toplum örgütleri, polisin çoğu zaman saldırganlara göz yumduğunu ya da olaylara müdahale etmekte geciktiğini savunuyor. Bu durum, göçmen toplulukların kendilerini savunmasız hissetmesine neden oluyor. Gana vatandaşlarının yaptığı ICC başvurusu, bu tür bir şiddetin ilk kez uluslararası bir yargı merciine taşınması açısından önem taşıyor. Sürecin nasıl işleyeceği ise merakla bekleniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca Güney Afrika'yı değil, tüm kıtayı yakından ilgilendiriyor. Afrika Birliği, üye ülkelerin göçmenlere yönelik tutumunu sık sık gündeme getiriyor ve kıta içi göçün serbestleştirilmesi yönünde adımlar atılmasını teşvik ediyor. Yabancı düşmanı şiddet, Afrika'daki bölgesel entegrasyon çabalarına darbe vuruyor. Aynı zamanda, bu tür olayların görmezden gelinmesi, diğer Afrika ülkelerinde de benzer sorunların yaşanmasına zemin hazırlayabilir. Uluslararası toplum, ICC'nin başvuruyu kabul etmesi halinde, Güney Afrika'nın uluslararası itibarının zedeleneceğini ve bunun kıta üzerinde caydırıcı bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Diğer taraftan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (DRC) doğusunda DEAŞ bağlantılı militanların saldırıları da devam ediyor. Son saldırıda 20'ye yakın kişinin hayatını kaybetmesi, bölgedeki güvenlik krizinin ne kadar derin olduğunu gözler önüne seriyor. DEAŞ'ın kıtada yayılma çabaları, küresel güvenlik açısından yeni bir tehdit oluşturuyor. Afrika'daki bu çok yönlü krizler, uluslararası toplumun dikkatini daha fazla kıtaya çekmesini gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla son yıllarda ekonomik ve diplomatik ilişkilerini önemli ölçüde güçlendirdi. Güney Afrika'daki yabancı düşmanı şiddetin artması, Türk vatandaşlarını ve Türk iş insanlarını da etkileyebilir. Özellikle iş yerlerinin hedef alınması, Türk yatırımlarını tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin Afrika politikası, karşılıklı kalkınma ve iş birliği üzerine kurulu. Bu tür olayların yaşanması, Türkiye'nin Afrika'daki yatırımlarının güvenliğini riske atabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı göçmen nüfusu göz önüne alındığında, yabancı düşmanı şiddetin küresel bir sorun olduğu gerçeği, Ankara'nın bu konudaki duyarlılığını artırıyor. Türkiye'nin kıtadaki diplomatik ağırlığını kullanarak, Güney Afrika'ya yönelik yapıcı uyarılarda bulunması ve göçmenlerin haklarının korunması için uluslararası platformlarda destek verici bir tavır sergilemesi beklenirken, bölgesel istikrarın Türkiye'nin Afrika ile olan ticari ilişkileri açısından da önem taşıdığı unutulmamalıdır.