Güney Afrika'da son yıllarda çevrimiçi platformlarda Müslüman karşıtı söylemlerin belirgin bir şekilde arttığı gözlemleniyor. Ancak, bu dijital nefret söyleminin ülkenin sokaklarındaki günlük yaşamla tezat oluşturduğu ifade ediliyor. Cape Town Üniversitesi'nden sosyolog Dr. Sindre Bangstad'a göre, çevrimiçi ortamda yükselen İslamofobi, Güney Afrika'nın farklı dini gruplar arasındaki tarihsel olarak uyumlu ilişkisini yansıtmıyor. Ülke nüfusunun yaklaşık %2'sini oluşturan Müslümanlar, apartheid karşıtı mücadeleden bu yana toplumun diğer kesimleriyle iç içe yaşamış durumda.
Çevrimiçi Nefretin Yükselişi ve Toplumsal Gerçekler
Sosyal medya platformlarında, özellikle X (eski Twitter) üzerinde, İslam karşıtı hesapların sayısında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Bu hesapların bir kısmının yabancı kaynaklı olduğu, bir kısmının ise yerel aşırı sağ gruplarla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Johannesburg merkezli Güney Afrika Yahudi Temsilciler Konseyi tarafından yapılan bir araştırmada, İslam karşıtı hashtag'lerin kullanımının son iki yılda üç kat arttığı tespit edildi. Ancak, bu dijital kampanyaların gerçek hayatta karşılık bulduğunu söylemek güç.
Ülkenin en büyük şehirlerinden Cape Town'da Müslüman işletmelerin ve camilerin bulunduğu District Six ve Bo-Kaap gibi bölgelerde, Müslüman olmayan komşularla iç içe yaşam sürüyor. Yerel halktan birçok kişi, dini farklılıkların günlük etkileşimlerde bir sorun oluşturmadığını dile getiriyor. Örneğin, Bo-Kaap'ta uzun yıllardır komşuluk ilişkisi içinde olan Müslüman ve Hristiyan aileler, iftar davetlerini birbirleriyle paylaşıyor.
İslam karşıtı söylemin ana hedeflerinden biri, Filistin'e destek gösterileri etrafında yeşeren siyasi tartışmalar oldu. Gazze'deki savaş sonrası Güney Afrika'da Filistin'e destek gösterileri oldukça yüksek katılımlarla gerçekleşti ve bu gösterilerde Müslüman veya gayrimüslim binlerce vatandaş bir araya geldi. Bu durum, ülkedeki toplumsal dayanışmanın İslam karşıtı çevrimiçi söylemlerden ne kadar bağımsız gelişebildiğini gösteriyor. Örneğin, Cape Town'daki gösterilere katılan bir grup üniversite öğrencisi, Filistin davasını yalnızca dini bir mesele olarak görmediklerini, bunun bir insan hakları mücadelesi olduğunu belirtti.
Güney Afrika'nın Aşırı Sağ Dinamikleri ve Bölgesel Boyut
Çevrimiçi nefret, Güney Afrika'nın geçmişine dayanan aşırı sağ hareketlerle bağlantılı bir şekilde yeniden şekilleniyor. Apartheid döneminin mirasçısı olarak görülen bazı gruplar, göçmen ve Müslüman topluluklara karşı söylemlerini güçlendiriyor. Örneğin, 2023'te ortaya çıkan Afrikaner milliyetçisi bir grup, sosyal medyada paylaştığı videolarla Müslüman göçmenleri hedef aldı. Ancak bu grupların siyasi etkisinin sınırlı olduğu, sandıkta ciddi bir karşılık bulamadıkları ifade ediliyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, Güney Afrika'nın İslam karşıtı söylemlerdeki artışı, kıtadaki diğer ülkelerle paralellik gösteriyor. Özellikle Kenya, Tanzanya ve Mozambik'te de benzer çevrimiçi kampanyalar gözlemleniyor. Uzmanlar, bu durumun küresel bir İslamofobi dalgasının Afrika'ya yansıması olduğunu ve uluslararası finansmanla desteklenen bazı dijital ağların bu söylemleri yaydığını düşünüyor. Örneğin, Orta Doğu merkezli bazı İslam karşıtı organizasyonların, Afrika ülkelerindeki yerel aşırı sağ grupları eğittiğine dair raporlar bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Afrika ile tarihsel olarak güçlü bağlara sahip ve son yıllarda iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkiler ivme kazanmış durumda. Güney Afrika'daki Müslüman toplumunun istikrarı, Türk dış politikası açısından dolaylı olarak önemli. Zira Türkiye, uluslararası platformlarda İslam karşıtlığı ile mücadelede öncü bir rol üstleniyor. Bu nedenle, Güney Afrika'daki çevrimiçi nefretin artışı, Türkiye'nin İslamofobi ile mücadele ajandasını yakından ilgilendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin yatırımlarının bulunduğu ülkede toplumsal huzurun bozulması, ekonomik çıkarları da olumsuz etkileyebilir. Türk yetkililerin bu konuyu ikili görüşmelerde gündeme getirmesi, iki ülke arasındaki işbirliğini güçlendirebilir ve Müslüman karşıtı söylemlerin yayılmasını önlemek için ortak adımlar atılmasını sağlayabilir.