Kolombiya hükümeti, ülkenin silahlı isyancı gruplarından bazılarıyla yürütülen müzakereleri resmen sona erdirme kararı aldı. Bu adım, eski Başkan Gustavo Petro döneminde başlatılan ve “total barış” olarak adlandırılan kapsamlı barış sürecini fiilen askıya almış oldu. Hükümet, Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) ve ayrılıkçı FARC fraksiyonlarıyla yürütülen diyalog masalarının kapatıldığını duyurdu. Karar, ülkenin kırsal bölgelerinde yeniden alevlenen çatışmalar ve artan şiddet olaylarının ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, 2022'de göreve gelmesinin ardından “total barış” politikasını hayata geçirmişti. Bu politika, ülkedeki tüm silahlı gruplarla müzakere masasına oturmayı ve çatışmaları diyalog yoluyla çözmeyi hedefliyordu. Petro'nun bu vizyonu, 1960'lardan bu yana süren ve yüz binlerce kişinin ölümüne yol açan iç savaşın sonlandırılması için büyük umut vaat ediyordu. Ancak süreç, isyancı grupların talepleri ve hükümetin güvenlik politikaları arasındaki uyumsuzluk nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
ELN, yaklaşık 5.800 savaşçısıyla ülkenin en büyük isyancı örgütü olarak biliniyor. Örgüt, barış görüşmelerinde ateşkesin yanı sıra uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve kırsal kalkınma gibi konularda somut adımlar atılmasını istiyordu. Hükümet ise özellikle ordu ve polise yönelik saldırıların sona ermesini şart koşuyordu. Taraflar arasındaki bu görüş ayrılıkları, müzakere sürecini başından beri kırılgan bir zeminde tutuyordu.
Son olarak, geçtiğimiz hafta Kolombiya'nın kuzeydoğusundaki Catatumbo bölgesinde ELN militanlarının düzenlediği ve en az 30 kişinin ölümüne yol açan saldırılar, hükümetin sabrını taşırdı. Hükümet, saldırıların ardından ELN ile müzakere masasını derhal askıya aldığını açıklamıştı. Bugün alınan kararla birlikte, iki ayrı FARC fraksiyonu olan Estado Mayor Central (EMC) ve Segunda Marquetalia ile yürütülen diyalogların da resmen sonlandırıldığı bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kolombiya'daki barış sürecinin çökmesi, yalnızca ülke içi dinamikleri değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik dengelerini de derinden etkileyecek bir nitelik taşıyor. Sri Lanka, Filipinler ve Nepal gibi ülkelerde uygulanan benzer barış süreçleri, bu tür girişimlerin uzun vadeli istikrar için kritik önemini ortaya koymuştu. Kolombiya'nın başarısızlığı, Latin Amerika'da silahlı gruplarla müzakere yoluyla çözüm arayışlarına olan güveni sarsabilir.
Öte yandan, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ve Avrupa Birliği (AB) gibi uluslararası kuruluşlar, Kolombiya'daki barış sürecine aktif destek veriyordu. BM Güvenlik Konseyi'nin 2016'da FARC ile imzalanan barış anlaşmasını gözetleme misyonu, ülkedeki en büyük uluslararası katkılardan biriydi. Bu misyonun geleceği de şimdi belirsizliğini koruyor. ABD, son on yılda Kolombiya'ya sağladığı 12 milyar dolarlık yardımın ardından, barış sürecinin devamı için dolaylı baskı yapıyordu. Ancak sürecin çökmesi, ABD'nin Kolombiya'daki etkisinin yeniden güvenlik odaklı bir askeri işbirliğine kaymasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, uluslararası barış süreçlerinin kırılganlığına dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, kendi bölgesinde (örneğin Suriye ve Libya) barış çabalarına ev sahipliği yaparken, müzakere süreçlerinin taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle nasıl sekteye uğrayabileceğini yakından izlemekte. Ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda uluslararası işbirliği, Türkiye gibi geçiş ülkeleri için de kritik bir konu; bu çerçevede Kolombiya deneyimi, kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu kartelleriyle mücadelesinde somut bir ders niteliği taşıyabilir.