ProPublica'nın yayımladığı kapsamlı bir araştırma, göz yaşartıcı gazın çocuklar üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini detaylandırıyor. ABD'de polis ve güvenlik güçleri tarafından sıkça kullanılan kimyasal madde, solunum yolları, cilt ve gözlerde ciddi hasarlara yol açabiliyor. Uzmanlar, çocukların yetişkinlere göre daha hassas olduğunu ve bu tür müdahalelerde çocukların orantısız şekilde etkilendiğini vurguluyor.
Bilimsel Veriler ve Uzman Görüşleri
Araştırma, göz yaşartıcı gazın ana aktif bileşeni olan CS gazının (2-klorobenziliden malononitril) özellikle solunum sistemi üzerinde tahriş edici etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Çocukların daha hızlı nefes alması ve daha küçük akciğer hacmine sahip olması, kimyasalın vücutta daha hızlı yayılmasına neden oluyor. Uzman doktorlar, maruziyetin astım krizlerini tetiklediğini, kronik bronşit ve kalıcı göz tahrişine yol açtığını belirtiyor. Özellikle bebekler ve küçük çocuklarda ölümcül sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.
ProPublica'nın derlediği verilere göre, 2020 George Floyd protestoları sırasında ABD genelinde yüzlerce çocuk göz yaşartıcı gaza maruz kaldı. Olayların ardından acil servislere başvuran çocuk sayısında ciddi artış yaşandı. Raporda ayrıca, güvenlik güçlerinin çocukları hedef alan müdahaleleri eleştirilerek, uluslararası hukukta kimyasal silah olarak sınıflandırılan bu maddelerin barışçıl gösterilerde kullanılmasının sorgulanması gerektiği ifade ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Göz yaşartıcı gaz kullanımı sadece ABD ile sınırlı değil. Dünya genelinde protesto ve toplumsal olaylarda sıklıkla başvurulan bu yöntem, özellikle Latin Amerika ve Asya ülkelerinde çocuk sağlığı açısından ciddi risk oluşturuyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü, göz yaşartıcı gazın kapalı alanlarda kullanılmaması ve özellikle çocukların bulunduğu ortamlardan uzak tutulması gerektiğini belirtiyor. Ancak uygulamada bu kurallara çoğu zaman uyulmuyor. Raporda, kimyasalın sivil halk üzerindeki etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiği ve yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi çağrısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de 2013 Gezi Parkı protestoları başta olmak üzere göz yaşartıcı gaz yoğun şekilde kullanıldı. Bu tür müdahalelerin çocuklar üzerindeki etkilerine dair veriler sınırlı olmakla birlikte, ProPublica raporu Türkiye'deki uygulamalar için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türk kamuoyunda polis müdahalelerinde çocukların zarar görmesi sıkça tartışma konusu olmuş, ancak bu konuda kapsamlı bir sağlık raporu yayımlanmamıştır. Uluslararası standartlar ve bu rapor ışığında, Türkiye'deki güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz kullanım protokollerinin çocuk sağlığı odaklı yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu tür kimyasalların ithalatı ve kullanımının denetlenmesi, sivil toplum kuruluşlarının konuya dair farkındalık çalışmaları yapması önem arz ediyor.