ABD Başkanı Donald Trump, Kanada menşeli bazı ürünlere uygulanan gümrük vergilerini 19 Ağustos itibarıyla yüzde 50’ye yükselteceğini açıkladı. Beyaz Saray’dan yapılan yazılı açıklamada, bu adımın “Amerikan çelik ve alüminyum sektörlerini korumak” amacıyla atıldığı belirtildi. Karar, yaklaşık bir yıldır devam eden ABD-Kanada ticaret savaşında önemli bir tırmanışa işaret ediyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, “Orantısız ve haksız” olarak nitelendirdiği bu hamleye karşı misilleme önlemleri alacaklarını duyurdu. Uzmanlar, yeni tarifelerin hem Kuzey Amerika tedarik zincirlerini hem de küresel piyasaları etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Ticaret Savaşının Arka Planı
Trump yönetimi, geçtiğimiz yıl ulusal güvenlik gerekçesiyle çelik ve alüminyum ithalatına yüzde 25 ve yüzde 10 oranında ek gümrük vergileri getirmişti. Kanada, ABD’nin en büyük çelik ve alüminyum tedarikçisi konumunda. Washington, Ottawa’nın Çin menşeli ürünlerin ABD pazarına “arka kapıdan” girmesine izin verdiğini iddia ediyor. Kanada ise bu suçlamaları reddediyor ve Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) şikayette bulunmuştu.
Yeni tarifeler, özellikle otomotiv, inşaat ve beyaz eşya sektörlerinde maliyet artışına yol açabilir. Kanada’nın başlıca ihracat kalemleri arasında yer alan çelik ve alüminyum ürünleri, ABD pazarında rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ottawa’nın olası misillemeleri arasında Florida portakal suyu, Kentucky viskisi ve Vermont akçaağaç şurubu gibi ABD’nin sembolik ürünlerine yüksek vergiler getirilmesi yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Kanada ticaret savaşı, iki ülke arasındaki USMCA serbest ticaret anlaşmasının ruhunu zedeliyor. Anlaşma, 2020’de imzalanmış ve bölgesel ticareti canlandırması bekleniyordu. Ancak Trump yönetiminin korumacı politikaları, anlaşmanın sağladığı avantajları gölgeliyor. Uzmanlar, bu durumun Meksika ile ilişkileri de etkileyebileceğini ve Kuzey Amerika tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açabileceğini belirtiyor.
Küresel ölçekte ise ABD’nin ticaret savaşlarını yaygınlaştırması, diğer ülkeleri de benzer önlemler almaya itiyor. Avrupa Birliği ve Çin, daha önce ABD’nin çelik tarifelerine karşılık vermişti. DTÖ ise ABD’nin gümrük vergilerinin kurallara aykırı olduğuna hükmetmiş ancak Washington kararları uygulamayı reddetmişti. Bu durum, çok taraflı ticaret sisteminin sorgulanmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada ticaret savaşının doğrudan Türkiye’ye yansıması sınırlı olsa da dolaylı etkiler göz ardı edilmemelidir. Öncelikle, küresel ticaretteki korumacı eğilimlerin güçlenmesi, Türkiye gibi ihracata dayalı büyüme stratejisi izleyen ülkeler için risk oluşturmaktadır. Türkiye’nin ABD ile ticaretinde çelik sektörü önemli bir yer tutar; ABD’nin Kanada’ya uyguladığı yüksek tarifeler, Türk çeliğine olan talebi kısa vadede artırabilir. Ancak bu durum, ABD’nin Türkiye’ye yönelik benzer korumacı adımlar atması ihtimalini ortadan kaldırmaz. Ayrıca, Kanada’nın misilleme olarak ABD’den yaptığı ithalatı azaltması, Türkiye’nin Kanadalı tüketicilere alternatif ürünler sunması için fırsat yaratabilir. Bununla birlikte, DTÖ temelli çok taraflı ticaret sisteminin zayıflaması, Türkiye’nin dış ticaret politikasında daha fazla ikili anlaşmaya yönelmesini gerektirebilir.