San Francisco'da Nisan 2024'te Golden Gate Köprüsü'nü saatlerce trafiğe kapatan Filistin yanlısı protestocular, jüri tarafından ağır suçlamalardan beraat ederken sadece kabahat kapsamındaki suçlamalardan mahkûm edildi. Kentin simge yapılarından olan köprüde düzenlenen eylem, Gazze'deki savaşı protesto etmek amacıyla yapılmış ve 70'ten fazla kişinin gözaltına alınmasına yol açmıştı. Jüri, 10 Şubat 2026'da açıkladığı kararda, yedi protestocunun yalnızca kabahat kapsamındaki suçlamalardan (mala zarar verme ve huzuru bozma) suçlu olduğuna hükmetti. Daha ağır cezalar getiren komplo (conspiracy) ve kamu hizmetini aksatma suçlamaları ise oy birliği sağlanamadığı için düştü. Karar, Kuzey Kaliforniya Bölge Mahkemesi'nde görülen davada, bir haftalık yargılama ve üç günlük müzakere sonucunda alındı.
Eylemin arka planı ve yargı süreci
Nisan 2024'te, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını protesto etmek isteyen bir grup eylemci, sabah yoğun saatlerinde Golden Gate Köprüsü'nü her iki yönde de trafiğe kapattı. Eylem, 'Filistin için Acil Durum' adlı bir koalisyon tarafından organize edildi. Protestocular, köprü üzerinde oturma eylemi yaparak saatlerce trafiğin durmasına neden oldu. Polis, müdahale sonucu 70'ten fazla kişiyi gözaltına aldı. Savcılık başlangıçta 14 protestocuyu daha ağır suçlamalarla yargılamak istedi, ancak bu sayı daha sonra yediye düştü. Savcılar, eylemcilerin 'bir terör örgütüyle bağlantılı' (FBI raporunda Hamas'ın el-Kassam Tugayları kastedilmişti) olmadıklarını, ancak bilinçli bir şekilde sivil itaatsizlik yaptıklarını iddia etti. Mahkeme sürecinde tanık olarak dinlenen trafik uzmanları, blokajın kente yaklaşık 4 milyon dolar ekonomik zarar verdiğini belirtti. Jüri, komplo suçlamasında oy birliği sağlayamayınca savcılık bu maddeden vazgeçti. Karar, Kaliforniya'da benzer çevreci veya politik sivil itaatsizlik eylemlerinin yargılanması açısından emsal teşkil edebilir.
Kararın bölgesel ve küresel yansımaları
Golden Gate Köprüsü eylemi, ABD'de Filistin yanlısı protestoların en dikkat çekici örneklerinden biriydi. Karar, özellikle sivil itaatsizlik eylemlerinin hukuki sınırları konusunda tartışma yarattı. ABD'nin büyük şehirlerinde benzer protestolar düzenleyen gruplar, kararı 'kısmi bir zafer' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom yaptığı açıklamada, 'Hiç kimsenin köprüleri kapatma hakkı yoktur. Bu, rıza gösterilemeyecek bir ayrıcalıktır' diyerek mahkumiyetin yerinde olduğunu savundu. Kararın ardından eylemciler, temyize gitmeyi değerlendirdiklerini açıkladı. Küresel ölçekte ise, bu tür davaların ABD'de ifade özgürlüğü ve protesto hakkının sınırlarına ilişkin yeni tartışmalar başlatması bekleniyor. Özellikle Avrupa'da da benzer sivil itaatsizlik eylemleriyle karşılaşan kent yönetimleri, kararı yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Filistin yanlısı protestolara verilen bu hukuki tepki, Türkiye'nin de yakından izlediği bir gelişme. Zira benzer eylemler Türkiye'de de özellikle Gazze dayanışması amacıyla düzenleniyor. Türk diplomatik çevreleri, kararın ABD'deki ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı uygulamalarına dair bir emsal oluşturabileceğini değerlendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği diplomatik destek düşünüldüğünde, bu tür protestoların Batı ülkelerinde nasıl karşılandığı, Türkiye'nin kamu diplomasisi stratejileri açısından önem taşıyor. Öte yandan, kararın terörle mücadele yasaları kapsamında değerlendirilmemesi, sivil toplum örgütlerinin protesto eylemlerinin suç sayılmaması gerektiği yönündeki argümanlarını güçlendiriyor.