İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları’nın (Commonwealth Games) 2026 yılında Glasgow’da düzenlenecek versiyonu, daha mütevazı bütçe ve altyapı ile gerçekleştirilecek. Organizatörler, bu "sadeleştirilmiş" modelin gelecekteki ev sahipleri için bir rehber niteliği taşıdığını belirtiyor. Geleneksel çok milyar dolarlık oyun organizasyonlarının aksine, Glasgow 2026 için sadece 4 spor dalında yarışma yapılması planlanıyor ve mevcut tesisler kullanılacak. Bu yaklaşımın hem mali yükü azaltması hem de çevresel sürdürülebilirliği artırması hedefleniyor.
Gelişmenin arka planı
Glasgow, 2014 yılında Commonwealth Oyunları’na ev sahipliği yapmış ve o dönemde daha büyük bir organizasyon gerçekleştirilmişti. 2026 için ise Avustralya’nın Victoria eyaletinin ekonomik gerekçelerle ev sahipliğinden çekilmesi üzerine Glasgow devreye girdi. Yeni modelde, atletizm, yüzme, halter ve bisiklet gibi geleneksel sporların yanı sıra daha az sayıda branş yer alacak. Açılış ve kapanış törenleri de daha sade tutulacak. Organizatörlere göre bu sayede hem ev sahibi şehir hem de katılımcı ülkeler için maddi külfet azalıyor. Ayrıca, büyük ölçekli yatırımlar yerine mevcut altyapının kullanılması, karbon ayak izini düşürüyor.
Commonwealth Oyunları Federasyonu (CGF) yetkilileri, bu modelin özellikle gelişmekte olan ülkeler için daha cazip olduğunu ifade ediyor. CGF Başkanı Dame Louise Martin, "Oyunların herkes için erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Glasgow modeli, sporun ana odak noktası olduğu, ancak aşırı harcamaların önüne geçildiği bir gelecek sunuyor" dedi. Bu açıklama, oyunların gelecekte daha fazla ülkenin ev sahipliği yapabileceği bir formata dönüştürülmesi yönünde bir adım olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Commonwealth Oyunları, İngiltere’nin eski sömürgelerinden oluşan 54 ülkenin katıldığı bir organizasyon. Geleneksel olarak dört yılda bir düzenlenen oyunlar, geniş katılım ve yüksek maliyetlerle biliniyordu. Ancak son dönemde ev sahibi ülkelerin maliyetlerden kaçınması, organizasyonun geleceğini sorgulatıyor. Glasgow modeli, büyük spor etkinliklerinin sürdürülebilirliği konusunda bir örnek teşkil ediyor. Benzer şekilde, Olimpiyat Oyunları’nda da daha küçük ve çevre dostu bir model arayışı bulunuyor.
Asya-Pasifik bölgesinde bu modelin etkisi daha da belirgin olabilir. Hindistan, Pakistan, Sri Lanka gibi ülkeler, büyük yatırımlar gerektiren oyunlara ev sahipliği yapmakta zorlanıyordu. Glasgow modeli sayesinde bu ülkelerin daha düşük maliyetle etkinlik düzenlemesi mümkün hale gelebilir. Öte yandan, bazı spor çevreleri, sadeleştirmenin oyunların prestijini azaltabileceği endişesini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Commonwealth Oyunları’na üye olmamakla birlikte, benzer büyük spor etkinliklerine ev sahipliği yapma potansiyeli taşıyor. Glasgow modeli, özellikle 2027 Avrupa Oyunları veya olası bir Olimpiyat adaylığı için maliyet ve altyapı yönetimi açısından dersler sunuyor. Türkiye’nin mevcut stadyum ve tesis altyapısı, yeni yatırımlar gerektirmeden benzer bir modeli uygulamaya uygun. Dış politika açısından ise, bu tür etkinlikler ülkenin tanıtımına ve uluslararası ilişkilerine katkı sağlayabilir. Ancak, sadeleştirilmiş bir modelin beklenen diplomatik faydayı tam olarak sağlayıp sağlayamayacağı tartışmalı.