Pekin yönetimi, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) önde gelen Çinli firmaları 'askeri şirket' listesine dahil etmesine misilleme olarak, ABD'li nadir toprak şirketlerine yönelik yeni ihracat kontrolleri uygulamaya koydu. Analistlere göre bu adımlar, ABD ile Çin arasında son dönemde sağlanan kırılgan ateşkesin dayanıklılığını ciddi biçimde sınıyor. Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ulusal şampiyon MP Materials ve ABD'nin önde gelen diğer nadir toprak işleme firmaları da dahil olmak üzere 10 ABD kuruluşunun hedef alındığı belirtildi. Uzmanlar, bu hamlenin küresel nadir toprak tedarik zincirinde yeni bir kriz dalgası yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı: Nadir topraklar ve jeopolitik rekabet
Nadir toprak elementleri, savunma sanayisinden yüksek teknolojiye, elektrikli araç bataryalarından rüzgar türbinlerine kadar birçok kritik alanda kullanılıyor. Çin, dünya nadir toprak üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını ve işleme kapasitesinin yüzde 90'ını elinde bulunduruyor. ABD ise Çin'in bu alandaki hakimiyetini kırmak için MP Materials gibi firmaları destekleyerek yerli üretimi artırmaya çalışıyor. Pentagon'un bu ay başında Çin merkezli bazı nadir toprak şirketlerini 'askeri-endüstriyel kompleksin parçası' olarak nitelemesi, tansiyonu yeniden yükseltti. Çin'in buna yanıtı ise gecikmedi: ABD'li firmalara yönelik ihracat kontrolleri sıkılaştırıldı, bazı firmaların Çin ile ticaret yapması yasaklandı.
ABD'li yetkililer, Çin'in bu hamlelerini 'ticaret saptırma' ve 'zorlayıcı diplomasi' olarak nitelendirirken, Pekin yönetimi kısıtlamaların 'ulusal güvenlik gerekçeleriyle' uygulandığını savunuyor. Daha önce 2023'te Çin, galyum ve germanyum ihracatına kısıtlama getirmişti. Son adımlar ise nadir toprak elementlerine odaklanıyor. İhracat kısıtlamaları, ABD'li firmaların Çin'den ham madde ve işlenmiş ürün tedarikini zorlaştıracak. Özellikle MP Materials, ABD'nin nadir toprak alanındaki en büyük umudu olarak görülüyor; ancak şirket, Çin'den aldığı ham maddeyi Kaliforniya'da işliyor. Yeni kısıtlamalar, bu tedarik zincirini doğrudan tehdit ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tedarik zincirinde yeni dönem
ABD-Çin arasındaki nadir toprak rekabeti, yalnızca iki ülkeyi değil, küresel ekonomiyi de etkiliyor. Avrupa Birliği ve Japonya gibi Çin'e bağımlı diğer büyük ekonomiler, nadir toprak tedarikinde çeşitlendirme arayışlarını hızlandırdı. ABD, Avustralya ve Kanada ile işbirliği içinde Çin dışı tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, Çin'in bu alandaki teknolojik üstünlüğü ve altyapı avantajı nedeniyle kısa vadede alternatif yaratmanın zor olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Çin'in ihracat kontrolleri, dünya genelinde nadir toprak fiyatlarını yukarı çekerken, yeşil enerji dönüşümünü yavaşlatma riski taşıyor. ABD'li yetkililer, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası platformlarda Çin'e karşı hukuki adımlar atabileceklerini sinyallerini veriyor. Bu gelişme, 2010'daki Çin-Japon nadir toprak krizini anımsatıyor; o dönemde Çin, Japonya'ya yönelik nadir toprak ihracatını durdurmuş ve küresel piyasalarda panik yaşanmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin nadir toprak kaynaklarına olan stratejik ilgisini artırabilir. Türkiye, Eskişehir ve Beylikova bölgelerinde önemli nadir toprak rezervlerine sahip ve bu rezervlerin işletilmesi için çalışmalar sürüyor. ABD-Çin rekabetinin tedarik zincirlerini bozması, Türkiye'ye alternatif bir tedarikçi olma fırsatı sunabilir. Ancak, nadir toprak işleme teknolojisinin büyük ölçüde Çin kontrolünde olması, Türkiye'nin bu alandaki yatırım ve teknoloji transferi hedeflerini zorlaştırabilir. Türkiye'nin AB ile yakın ilişkileri, Avrupa'nın nadir toprak çeşitlendirme çabalarında Ankara'yı potansiyel bir partner haline getirebilir. Savunma sanayii açısından ise, Türkiye'nin kritik minerallerde dışa bağımlılığını azaltması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.