Yeni bir araştırmaya göre, Çin artık ABD’den daha fazla klinik ilaç denemesi yürütmesine rağmen, biyomedikal biliminin kalitesi ve ticari erişimi açısından hâlâ ABD’nin gerisinde kalıyor. Cure Innovation Index tarafından yapılan ankete katılan ABD’li üst düzey sanayi ve akademi liderleri, Çin’in biyoteknoloji alanındaki hızlı yükselişine dikkat çekerken, ABD’nin “kalite ve ticari erişim” kategorilerinde hâlâ açık ara lider olduğunu belirtti. Anket, Çin’in ilaç geliştirme alanında sayısal olarak üstünlük sağlasa da, ürünlerin pazara ulaşma ve küresel ölçekte kabul görme kapasitesinde ABD’nin arkasında olduğunu ortaya koydu.
Klinik Denemelerde Sayısal Üstünlük, Kalite Farkı
Çin, son yıllarda biyomedikal araştırmalara yaptığı büyük yatırımlarla dikkat çekiyor. Artık yılda ABD’den daha fazla klinik deneme başlatan ülke konumunda. Ancak Cure Innovation Index anketine katılan 200’den fazla ABD’li yönetici ve akademisyen, bu denemelerin kalitesinin, veri bütünlüğünün ve ticarileştirme potansiyelinin ABD’nin gerisinde olduğu görüşünde. Özellikle “yenilikçi ilaçların keşfi” ve “düzenleyici onay süreçlerinin etkinliği” konularında Çin’in hâlâ bir öğrenme eğrisinde olduğu vurgulanıyor. Ankete göre, ABD’nin güçlü fikri mülkiyet koruması, akademik-sanayi iş birliği kültürü ve risk sermayesi ekosistemi, onu biyoteknolojide zirvede tutan temel faktörler.
Küresel Biyoteknoloji Yarışında Yeni Dönem
Çin’in bu alandaki hızlı ilerleyişi, ABD’nin biyoteknoloji üstünlüğüne yönelik en ciddi meydan okuma olarak görülüyor. Uzmanlar, özellikle yapay zeka destekli ilaç keşfi ve gen düzenleme gibi alanlarda Çin’in büyük adımlar attığını belirtiyor. ABD ise bu rekabete, biyomedikal araştırma bütçelerini artırarak ve Çin’e teknoloji transferini kısıtlayarak yanıt veriyor. Anket ayrıca, ABD’li liderlerin %70’inden fazlasının Çin’in biyoteknoloji alanında önümüzdeki 10 yıl içinde ABD’yi geçebileceğini düşündüğünü ortaya koydu. Ancak şu an için “kalite ve ticari erişim” konusunda ABD’nin liderliği sorgulanmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin biyoteknoloji rekabeti, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, ilaç ve biyoteknoloji alanında dışa bağımlılığını azaltmak için yerli üretim ve Ar-Ge yatırımlarını artırıyor. Bu küresel yarış, Türkiye’nin hangi tarafa daha yakın duracağına karar vermesini gerektirebilir. ABD’nin kalite standartlarına erişim, Türk ilaç ihracatı için avantaj sağlarken, Çin’in düşük maliyetli üretimi kısa vadede çekici görünebilir. Ancak uzun vadede, Türkiye’nin kendi biyoteknoloji alt yapısını güçlendirmesi ve bu iki süper güç arasında denge politikası izlemesi, sağlık sektörü ve ekonomik bağımsızlık açısından kritik önem taşıyor.