Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, özellikle genç neslin bu teknolojiye olan tutumu dikkat çekici bir hal aldı. Yapılan araştırmalar, gençlerin yapay zeka kullanımının arttığını ancak bu teknolojiye yönelik olumlu algının aynı hızda yükselmediğini, aksine eleştirel bir tutumun geliştiğini ortaya koyuyor. The Generation Lab tarafından yürütülen ve 1.000'den fazla üniversite öğrencisiyle yapılan anket, 18-26 yaş aralığındaki gençlerin yapay zekaya ilişkin görüşlerini mercek altına aldı. Sonuçlar, gençlerin yapay zekayı sıklıkla kullanmasına rağmen, bu teknolojinin toplumsal etkileri konusunda ciddi endişeler taşıdığını gösteriyor.
Yapay Zeka Kullanımı ve Algı Arasındaki Uçurum
Anket verilerine göre, gençlerin yüzde 75'inden fazlası haftada en az bir kez yapay zeka tabanlı araçları kullanıyor. Ödevlerden içerik üretimine, kod yazmadan sanatsal çalışmalara kadar geniş bir yelpazede AI'dan faydalanıyorlar. Ancak aynı gençlerin yalnızca yüzde 35'i yapay zekanın toplum üzerindeki etkisinin "olumlu" olduğunu düşünüyor. Bu oran, 2023 yılında yapılan benzer bir ankette yüzde 50'nin üzerindeydi. Kullanım ile olumlu algı arasındaki bu ters orantı, gençlerin deneyimledikçe yapay zekanın sınırlarını ve risklerini daha iyi kavradığını gösteriyor.
Uzmanlar, bu durumu "deneyimsel hayal kırıklığı" olarak nitelendiriyor. Gençler, yapay zekanın işlerini kolaylaştırdığını kabul etse de, aynı zamanda yaratıcılığı körelttiği, insan emeğini değersizleştirdiği ve etik sorunlar yarattığı endişesini taşıyor. Özellikle iş piyasasına yönelik kaygılar öne çıkıyor: Ankete katılanların yüzde 60'ı, yapay zekanın gelecekte kendi kariyer fırsatlarını azaltacağını düşünüyor. Bu oran, 2023'te yüzde 45 seviyesindeydi.
Siyasi ve Küresel Boyut
Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir mesele olmaktan çıkıp küresel siyasetin ve ekonomik rekabetin merkezine yerleşmiş durumda. ABD, Çin ve Avrupa Birliği arasında yapay zeka düzenlemeleri konusunda sert bir yarış yaşanıyor. ABD'de eyalet düzeyinde başlayan düzenleme çabaları, federal düzeyde henüz kapsamlı bir yasaya dönüşmüş değil. Avrupa Birliği ise Yapay Zeka Yasası (AI Act) ile dünyanın ilk kapsamlı yapay zeka düzenlemesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Çin ise kendi algoritma denetim mekanizmalarını kurmuş durumda.
Gençlerin yapay zekaya yönelik artan eleştirel tutumu, siyasi karar alıcılar için önemli bir sinyal. Z kuşağı, yapay zekanın düzenlenmesi konusunda hükümetlerin daha aktif rol almasını talep ediyor. Ankete katılan gençlerin yüzde 68'i, yapay zeka şirketlerinin hükümetler tarafından daha sıkı denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu talep, özellikle seçim dönemlerinde genç oyların yönünü belirleyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel ekonomide yapay zeka, verimlilik artışı vaat ederken, işsizlik ve gelir eşitsizliği endişelerini de beraberinde getiriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) gibi kuruluşlar, yapay zekanın iş gücü piyasaları üzerindeki dönüştürücü etkisine dair raporlar yayımlıyor. Gençlerin bu konudaki hassasiyeti, gelecekteki iş gücü dinamiklerini şekillendirecek politikaların oluşturulmasında belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, genç nüfusu ve hızla dijitalleşen ekonomisiyle yapay zeka dönüşümünden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Türkiye'de de gençler arasında yapay zeka kullanımı yaygınlaşıyor; ancak düzenleme ve denetim konusunda henüz kapsamlı bir yasal çerçeve bulunmuyor. Gençlerin artan eleştirel tutumu, Türkiye'deki politika yapıcılar için bir uyarı niteliğinde. Yapay zekanın işsizliği artırma riski, özellikle genç işsizliğinin yüksek olduğu Türkiye'de ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Ayrıca, yapay zeka etiği ve veri gizliliği konularında toplumsal farkındalığın artması, sivil toplum ve akademi dünyasında düzenleme çağrılarını güçlendirebilir. Türkiye'nin, gençlerin bu taleplerini dikkate alarak ulusal bir yapay zeka stratejisi geliştirmesi, hem ekonomik rekabet hem de toplumsal refah açısından kritik görünüyor.