Gazze'de Filistinli çocuklar, İsrail'in yıllar süren saldırıları ve okulları hedef alan yıkımının ardından yeniden sınıflara döndü. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgedeki okulların büyük bir kısmı kullanılamaz durumda. Çocuklar, enkaz altından çıkarılan sıralarda ve geçici çadır sınıflarda eğitim görmeye başladı. Bu dönüş, hem Filistinliler hem de uluslararası toplum için sembolik bir önem taşıyor; zira eğitim, kuşakların geleceği açısından kritik bir mesele olarak öne çıkıyor.
Yıkımın Boyutları ve Eğitim Altyapısı
İsrail'in 2023-2024 yılları arasında Gazze'ye yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, bölgedeki eğitim tesislerini ağır şekilde vurdu. Filistin Eğitim Bakanlığı'nın açıklamalarına göre, 300'den fazla okul tamamen yıkıldı veya ciddi hasar gördü. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) da birçok okulunun hedef alındığını bildirdi. Saldırılarda yüzlerce öğrenci ve öğretmen hayatını kaybetti. Bu durum, Gazze'de eğitim hakkının fiilen askıya alınmasına yol açtı.
Uzun süren çatışmalar ve altyapı tahribatı nedeniyle çocuklar yaklaşık iki yıl boyunca düzenli eğitimden mahrum kaldı. Birçok aile, okul binalarının yıkılması ve güvenlik endişeleri yüzünden çocuklarını okula gönderemedi. Ancak son haftalarda, ateşkesin sağladığı göreceli sükûnet ortamında, yerel yönetimler ve uluslararası kuruluşlar geçici eğitim noktaları oluşturmaya başladı. Çocuklar, sabahın erken saatlerinde enkazların arasından geçerek bu noktalara ulaşıyor. Kimi sınıflar çadırlarda, kimileri ise ayakta kalan birkaç binada kuruldu.
Eğitimciler, çocukların yaşadığı travmanın boyutlarına dikkat çekiyor. Bir öğretmen, "Çocukların gözlerinde hem korku hem de umut var. Onlara sadece matematik değil, hayata tutunmayı da öğretmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Psikososyal destek eksikliği, eğitimin niteliğini olumsuz etkiliyor. Birçok çocuk, aile üyelerini kaybetmiş veya yerinden edilmiş durumda. Bu koşullar altında yürütülen eğitim, normal bir müfredatın ötesinde bir işlev görüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki eğitim krizi, İsrail-Filistin çatışmasının insani boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası kuruluşlar, eğitim altyapısının yeniden inşası için acil fon çağrısı yapıyor. Ancak İsrail'in uyguladığı abluka ve sınır kısıtlamaları, inşaat malzemelerinin bölgeye girişini zorlaştırıyor. Bu durum, yeniden yapılanma çabalarını yavaşlatıyor.
Mısır ve Katar gibi bölge ülkeleri, ateşkes müzakerelerinde eğitim konusunu gündeme getirmiş durumda. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Gazze'de eğitimin sürdürülebilirliği için projeler geliştiriyor. Ancak siyasi istikrarsızlık ve güvenlik riskleri, bu çabaların önündeki en büyük engel. Çocukların okula dönüşü, kalıcı bir barışın tesis edilmesi halinde daha anlamlı hale gelecek. Aksi takdirde, geçici çözümler yeni bir kayıp kuşağın doğmasını engelleyemeyebilir.
Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun sadece acil yardım değil, aynı zamanda eğitim hakkının korunması için somut adımlar atması gerektiğini vurguluyor. UNESCO, Gazze'deki okulların yeniden inşası için teknik destek sağlayacağını açıkladı. Ancak bu destek, ancak güvenli bir ortamda hayata geçirilebilir. Çocukların ders başı yapması, sembolik bir direniş ve umut göstergesi olarak görülüyor; fakat kalıcı çözüm, siyasi iradenin harekete geçmesine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Gazze'deki eğitim krizine kayıtsız kalmadı. Türk hükümeti, insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye destek gönderdi ve uluslararası platformlarda İsrail'in saldırılarını kınadı. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki yumuşak güç politikası açısından önemli bir fırsat sunuyor. Eğitim alanındaki yardımlar, Türkiye'nin bölgedeki imajını güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'deki insani krizin çözümü için diplomatik girişimlerini artırması bekleniyor. Ancak Türkiye'nin doğrudan eğitim altyapısına müdahalesi sınırlı; daha çok uluslararası koordinasyon ve fon sağlama yoluyla katkı sağlayabilir.