İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları, ateşkes çağrılarına rağmen aralıksız sürüyor. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından Salı günü yapılan açıklamada, son 24 saat içinde düzenlenen saldırılarda 8 Filistinlinin daha hayatını kaybettiği, 34 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı bu verilerle birlikte, Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 72 bin 988'e yükselmiş oldu. Saldırılarda yaralanan toplam kişi sayısı ise 169 bin 295 olarak kayıtlara geçti. Sağlık Bakanlığı, saldırıların yoğunlaştığı bölgelerde kurtarma ekiplerinin halen ulaşamadığı enkaz altında kalmış çok sayıda ceset bulunduğu uyarısında bulundu.
Artan Şiddet ve İnsani Kriz Derinleşiyor
İsrail'in Gazze'ye yönelik hava ve kara saldırıları, özellikle sivil yerleşim alanlarını hedef almaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre, son saldırılarda hayatını kaybedenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtiliyor. Gazze'deki hastaneler, artan hasta sayısı ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle zor durumda. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgede insani felaketin boyutlarının her geçen gün büyüdüğünü vurguluyor. Özellikle temiz su, gıda ve ilaç sıkıntısı yaşayan Gazze halkı, saldırılardan kaçacak güvenli bir alan bulamıyor. Ateşkes müzakerelerinin sürdüğü bir dönemde saldırıların devam etmesi, taraflar arasındaki güvensizliği daha da artırıyor.
İsrail ordusu, saldırıların Hamas militanlarına yönelik olduğunu savunsa da, sivil can kayıplarının yüksek olması uluslararası kamuoyunda tepki çekiyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmelerinde henüz somut bir ilerleme kaydedilememişken, sahadaki şiddetin devam etmesi, diplomatik çabaların başarı şansını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Gazze'deki saldırılar, bölgesel istikrarı tehdit etmenin ötesinde, küresel güçler arasında da ciddi yankı uyandırıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve İnsan Hakları Konseyi, İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırırken, bazı ülkeler İsrail'e yönelik silah ambargosu taleplerini yineliyor. Güney Afrika'nın öncülüğünde Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açılan soykırım davası ise halen devam ediyor. UAD, geçtiğimiz aylarda aldığı ihtiyati tedbir kararında İsrail'in Refah'a yönelik saldırılarını durdurmasını istemiş ancak bu karar uygulanmamıştı.
ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in meşru müdafaa hakkını tanımakla birlikte, sivil kayıpların azaltılması yönünde çağrılar yapıyor. Ancak bu çağrıların pratikte bir karşılık bulmadığı görülüyor. İran ve Hizbullah gibi bölgesel aktörler ise İsrail'in saldırılarını şiddetle kınarken, çatışmanın bölgeye yayılma riski taşıdığı uyarısında bulunuyor. Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırıları da bu gerilimle bağlantılı olarak devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir Filistin davasına verdiği desteği ve bölgesel arabuluculuk rolünü yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona ermesi için uluslararası platformlarda aktif girişimlerde bulunuyor; ancak ateşkes sağlanamaması, Ankara'nın diplomatik çabalarını sınırlandırıyor. Özellikle sivil kayıpların artması, Türk kamuoyunda İsrail karşıtı tepkileri güçlendirebilir ve hükümetin dış politikasını etkileyebilir. Ayrıca, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik tehdidi oluşturma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin doğal gaz ve enerji koridorları açısından stratejik öneme sahip Doğu Akdeniz'deki istikrar da tehdit altında. Bu nedenle Ankara, hem insani yardımları sürdürüp hem de taraflar arasında diyaloğu teşvik ederek çatışmanın yayılmasını önlemeye çalışacaktır.