Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, Salı günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmeye hazırlanıyor. Görüşmenin ana gündem maddesi, İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesinin ön koşulu olarak görülen Hizbullah'ın silahsızlandırılması meselesi. Bu kritik buluşma, ABD'nin Lübnan'da Hizbullah'ın etkisini kırmaya yönelik uygulama sürecini başlattığını duyurmasının hemen ardından geliyor. Beyaz Saray'daki görüşmede, Lübnan devletinin egemenliğini pekiştirme ve Hizbullah dışındaki silahlı grupların tasfiyesi konularının da ele alınması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
Joseph Aoun'un Trump ile yapacağı görüşme, Lübnan'ın iç siyasetinde ve bölgesel dengelerde önemli bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. İsrail, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki varlığı ve askeri kapasitesi nedeniyle bölgeden çekilmeyi reddediyor. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması ve Lübnan ordusunun sınır bölgesinin kontrolünü tam olarak ele geçirmesi halinde çekilmeyi kabul edeceğini açıkladı. ABD, bu süreçte arabulucu rolü oynarken, aynı zamanda Lübnan'a ekonomik yardım ve askeri destek vaat ediyor. Ancak Hizbullah, Şii tabanı arasında hâlâ güçlü bir siyasi ve askeri aktör olarak varlığını sürdürüyor. Aoun'un Washington ziyareti, Lübnan'da Hizbullah karşıtı blok için bir fırsat olarak görülse de, Hizbullah'ın silah bırakmaya yanaşmayacağı yönündeki endişeler de sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusu yalnızca Lübnan-İsrail sınırını değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek bir mesele. İran'ın bölgedeki en önemli vekil gücü olan Hizbullah, Tahran'ın stratejik derinliğinin bir parçası olarak görülüyor. ABD ve İsrail, Hizbullah'ın etkisiz hale getirilmesinin İran'ın Lübnan üzerindeki nüfuzunu kıracağını düşünüyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de Hizbullah'ın siyasi ve askeri gücünün azalmasını destekliyor. Avrupa Birliği ise Hizbullah'ı terör örgütü listesine alırken, Lübnan'ın istikrarı için silahlı grupların devlet kontrolüne geçmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak bu süreç, Lübnan'da mezhepsel gerilimleri artırma potansiyeli taşıyor; Sünni ve Hristiyan gruplar Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını desteklerken, Şii toplumda tepkilere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasından yana bir tutum sergilerken, Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda ABD ve İsrail'in dayatmacı tavrına mesafeli yaklaşıyor. Türkiye, bölgesel istikrar için Lübnan'da tüm tarafları kapsayan bir uzlaşının önemini vurguluyor. Ayrıca, Hizbullah'ın zayıflaması İran'ın bölgesel etkisini azaltabileceği gibi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki İran karşıtı politikalarına da dolaylı destek sağlayabilir. Ancak Türkiye, Lübnan'daki Sünni toplumla güçlü bağları nedeniyle sürecin mezhepsel çatışmaya dönüşmesini istemiyor.