Gazze'de 2023'ten bu yana devam eden çatışmalarda hayatını kaybeden Filistinlilerin acısı dinmiyor. Bu hafta Salı günü, Sabra Mahallesi'nde düzenlenen toplu cenaze töreninde, Ebû Şaria ve el-Hasayna ailelerinden 112 kişi toprağa verildi. Kimlikleri belirlenen cenazeler, 2023 yılında yıkılan evlerin enkazından çıkarıldı. Bu trajik olay, uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik tutumunu bir kez daha gözler önüne seriyor: Ya tam bir sessizlik ya da etkisiz kalan bayat açıklamalar.
Toplu Mezarlar ve Kayıp Nesiller
Gazze'deki sağlık yetkililerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail saldırılarında ölen Filistinlilerin sayısı 45 bini aştı. Ancak bu sayı, enkaz altında kalan ve kimlik tespiti yapılamayan binlerce kişiyi içermiyor. Sabra'daki toplu cenaze töreni, savaşın yıkıcı etkisinin bir göstergesi. Aileler, yakınlarının cenazelerine son görevlerini yerine getirirken, göz yaşları içinde yetkililere uluslararası toplumun neden harekete geçmediğini soruyor.
Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, Gazze'deki durumun insani felaket boyutuna ulaştığını defalarca raporladı. Ancak bu raporlar, uluslararası toplumun kararlı bir adım atmasını sağlamış değil. Aksine, ateşkes çağrıları ve kınama mesajları, Gazze'deki yaşam koşullarını iyileştirmekte yetersiz kalıyor. Toplu mezarlar, savaşın sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal yaralar açtığını gösteriyor.
Uluslararası Toplumun İkilemi
Gazze'deki katliamlar karşısında uluslararası toplumun tutumu, iki uç arasında sıkışmış durumda: Bazı ülkeler sessiz kalarak dolaylı olarak saldırıları onaylıyor, bazıları ise etkisiz kalan kınama mesajları yayınlamakla yetiniyor. Bu durum, Filistinli sivillere yönelik baskıların artmasına ve ateşkes müzakerelerinin tıkanmasına yol açıyor.
Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, İsrail'in tutumu nedeniyle defalarca kesintiye uğradı. ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, uluslararası toplumun ortak bir tavır almasını zorlaştırıyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınan kararların bile uygulanamamasına neden oluyor. Gazze'deki insani kriz, artık sadece bölgesel bir mesele olmaktan çıkmış, küresel bir vicdan sınavına dönüşmüştür.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de yaşanan insani felaket, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye, Filistin davasını destekleyen açıklamalar yapmakta ve insani yardım göndermektedir. Ancak bu çabalar, uluslararası toplumun ortak bir tavır alamaması nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Türkiye'nin bölgedeki etkinliği, ateşkes müzakerelerinde arabuluculuk rolü üstlenerek artırılabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinli mültecilere yönelik insani yardımları, bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahiptir. Gazze'deki trajedinin sona ermesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel ve küresel aktörlerin daha kararlı ve etkili bir diplomasi yürütmesine bağlıdır.